Kısa Dalga – İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutukluları ziyaret etti.
Ziyaret sonrası cezaevi önünde basın açıklaması yapan Kaboğlu, Ekrem İmamoğlu’ndan İstanbul Büyükşehir Belediyesi üst düzey görevlileri, belediye başkanları ve Ümit Özdağ’a kadar birçok tutukluyla ve öğrencilerle görüştüklerini söyledi.
“Öğrencilerin yakalanma biçimini, öğrencilerin maruz kaldığı, polisler tarafından özellikle kız öğrenciler dahil, şiddet ve kaba güç kullanımını, bütün bunlara tanıklık ettik” diyen Kaboğlu, şöyle konuştu:
“İmamoğlu nezdinde karşılaştığımız tablo, bir büyükşehir belediye başkanının ve onun üst düzey yöneticilerinin ve İstanbul belediyelerinin başkanlarının tabi olduğu anayasa dışı işlemler dizisi, aslında en az üç açıdan ele alınabilir. Birincisi, seçme ve seçilme hakkı, demokratik siyaset açısından, Türkiye’nin demokratik rejimi, hukuk devletini işletip işletememesi açısından. İkincisi, İstanbul halkının nitelikli kamu hizmeti alabilme olanağı bakımından konuya bakmak gerekir. Üçüncüsü de her birinin aslında şu anda görevi başında bulunması gerekirken, burada bulunmalarını sorgulamak gerekiyor.
Anayasal bakımdan, Ceza Muhakemesi Kanunu açısından konuya baktığımız zaman ne anayasal koşullar ne de Ceza Muhakemesi Kanunu’nun öngördüğü koşullar tutuklama için yeterli değildir, kesinlikle tutuklanma koşulları bulunmamaktadır. Burada bulunan bu yöneticiler, siyasiler dışında, çeşitli toplantı ve gösterileri destekleyenler, sokakta yürüyenler, bu vesileyle gözaltına alınan öğrenciler, gençler demokratik toplum açısından konuya bakıldığı zaman onların yeri üniversitelerdir, çalışanlar bakımından onların yeri işyerleridir. Bu itibarla aslında onlar açısından da tutuklanma koşulları mevcut değildir, onların şu anda üniversitede sınavlarda olması gerekiyor.”
Tanrıkulu’ndan Silivri ziyareti: İşkence, çıplak arama, tacize maruz kalmışlar
“Hukuk dışılıkların takipçisi olacağız”
Kaboğlu, sürecin en başından bu yana, özellikle Ankara ve İstanbul’da tanık olunan işlemler ile Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaları birlikte değerlendirdiklerini belirterek, “Adalet Bakanını buraya gelmeye ve öğrencileri dinleyemeye davet ediyorum. Adalet Bakanını ve İçişleri Bakanını, Silivri ve Metris hapishanelerini ziyaret etmeye, buradaki tutuklularla konuşmaya davet ediyorum. Ayrıca emniyet mensuplarımızı, kolluk görevlilerimizi, yurttaşlara, öğrencilere, siyasilere, kamu görevlilerine nasıl davranılması gerektiğini, hangi dilin kullanılması gerektiğini öğrenmeye ve bu konuda özen göstermeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de hiç kimsenin keyfi işlem yapmak gibi bir görev ve yetkisi bulunmadığını belirten Kaboğlu, “Bu kişileri sabahın köründe evlerinden gözaltına almaya, tutuklamaya giden süreçte anayasa dışı işlemler de bulunma hakkı yoktur. Türkiye bir hukuk devletidir. Yasama, yürütme, yargı organlarının mensuplarının görev ve yetkileri anayasada sayılmıştır, bunları hatırlatmak gerekiyor” diye konuştu.
İbrahim Kaboğlu, şöyle devam etti:
“Özgürlüğüne kavuşması gerekenlerin başında Ekrem İmamoğlu gelmektedir. İmamoğlu’ndan Can Atalay’a Ahmet Özer’e Ümit Özdağ’a kadar uzanan çizgide, kişiler şu ya da bu biçimde şüpheli olabilirler, fakat o kişilerin şüpheli olmaları özgürlüklerinden alıkonulmalarını gerektirmez. Aslolan özgürlüktür demokratik bir toplumda. Yargılanma pekala özgürlük içinde de mümkündür. Tutuklanma yargılamanın koşulu değildir, bu açıdan bunların gözden geçirilmesi, bu keyfi işlemlere son verilmesi gerekiyor. Çünkü bunların da sorumluluğu söz konusu olacaktır.
Mesela, Beşiktaş Belediye Başkanı 82 gündür iddianame bekliyor ya da Avukat Fırat Epözdemir 70 gündür iddianame bekliyor, Ahmet Özer hakeza. Eğer suçlu idilerse, neden iddianame bugüne kadar yazılmadı. Kişiden hareketle suç oluşmaz, suçtan, bir delilden hareketle kişi cezalandırılır. Oysa bizde tersi yapılıyor. Hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumak baroların varlık nedenidir. Bu hukuk dışılıkların, anayasa dışılıkların takipçisi olacağız.”