1. Haberler
  2. Güncel
  3. Özgür Özel’den ABD’nin Venezuela saldırısına tepki: Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır

Özgür Özel’den ABD’nin Venezuela saldırısına tepki: Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, ABD’nin Venezuela’nın başkenti Karakas’a yönelik askeri saldırısı ile Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun eşiyle birlikte kaçırılarak ABD’ye götürülmesini sert ifadelerle eleştirdi. Özel, şunları söyledi:

“Dünya, günlerdir Venezuela meselesini konuşuyor. Trump yönetimi, uluslrarası hukuku, BM şartını hiçe sayarak bir başka ülkeye tek başına gitti, askeri müdahalede bulundu. Maduro, yatak odasında uyurken kötü muameleyle gözaltına alındı. Sürüklenerek, paketlenerek kaçırıldı ve ABD’ye götürüldü. Bir devletin başkanı dün bir arabanın arkasında New York sokaklarında dolaştırılıp teşhir edildi, bir ülkenin onuruyla ve gururuyla oynandı. Bu da yetmedi, Kolombiya, Küba, Meksika, Danimarka, İran, Grönland Trump tarafından açıkça tehdit edilmeye başlandı. Tüm dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun tam ortasındayız.

Daha sözün en başından söylüyorum; Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır. Bu çıldırmışlık haline karşı durulmalıdır. Dünya şimdi susarsa, Dünya Savaşları’ndan sonra dizini dövdüğü gibi dizini dövecektir. Trump düzeni, Amerika’nın düzeni, dünya düzeni olamaz. BM sistemi yok sayılamaz. BM niye var, ne zaman kuruldu? 51 ülke birleşmiş milletleri ikinci dünya savaşından sonra bir daha dünya savaşları olmasın, anlaşmazlık hep beraber görüşülsün, bir uyarı ve müdahale yapılacaksa birlikte yapılsın, bir devlet başka devletin içişlerine karışmasın, işgal edemesin, o ülkedekilerin istedikleri yönetsin ve sınırlar korunsun, değişmesin diye kuruldu.

“Bunun kabul edilecek bir tarafı yoktur”

İşine gelince BM’de olacaksın, işine gelince bir gecede başka ülkede yataktan o ülkenin Cumhurbaşkanı’nı alacaksın. Bunun kabul edilecek bir tarafı yoktur. Nasıl Trump ‘Gazze’ye gideceğiz, oraya oteller yapacağım’ dediğinde, İsrail’e her türlü desteği verdiğinde, Netanyahu’yu savaş kahramanı ilan ettiğinde birileri susarken susmadıysak, bu mevzuda da ilk andan itibaren susmadık.

“Bu haydutluğa karşı sessiz kalmayacağız, kalmamalıyız”

Ayıptır söylemesi, nasip oldu, CHP son seçimlerde aldığı oy oranıyla dünyada en yüksek oya sahip sosyal demokrat partidir. Ayıptır söylemesi, dünyada nüfus üzerinde yüzde 65 ile en fazla belediye bölgesini yönetmeye görev almış partidir. Avrupa’nın, dünyanın, bütün sol sosyal demokrat partilerinin gözünü döndüğü, ‘Avrupa’da aşırı sağ yükselirken Türkiye’de nasıl sol yükseliyor’ diye mücadelesini ve siyasetini irdelediği partidir. Buradan hem bütün kardeş partilerimize, hem de demokrasinin yanında duran, dünyada haydut, sömürgeci, emperyalist devletlere karşı ulusların, milletlerin şerefini ve onurunu koruma noktasında doğru yerde duracak tüm partilere, tüm ülkelere sesleniyorum; ‘bu haydutluğa karşı sessiz kalmayacağız, kalmamalıyız’.”

“O günlerde Maduro haksızlıklar yaparken, Sayın Erdoğan ‘canım kardeşim’ diyerek sırtını sıvazlıyordu”

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce Maduro’ya “canım kardeşim” dediğini hatırlatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu, Maduro’nun geçmiş yönetimini savunma anlamına gelmez. Maduro, kendi ülkesinde adil olmayan seçimler yapan, kendi halkına adaletsiz davranan, 20 binden fazla muhalifin cezaevlerinde tutulduğu ve kendi ülkesinde adil siyasi bir rekabeti ortadan kaldıran, dünya sisteminin eleştirdiği bir liderdi. Maduro, dünyanın kurumları, kuralları önemseyen ve merkeze alan yapısıyla uyarılmalı, eleştirilmeli, demokrasiye davet edilmeli, kurallar dahilinde zorlanmalı, ne yapılacaksa da BM çatısı altında yapılmalıydı. O günlerde Maduro haksızlıklar yaparken, Sayın Erdoğan ‘canım kardeşim’ diyerek sırtını sıvazlıyordu.

Sürekli bir şeyi karıştırıyorlar. Bir ülkedeki otokratı, bir ülkedeki demokrasiyi askıya almaya çalışanları dünyanın demokrasi zeminine davet etmesi lazım. Bu konuda ne yapılacaksa hep birlikte yapması lazım. Kurumlar, kurallar bunun için var. Yoksa bir tane büyük ağabey seçelim, eline sopayı alsın, ona ayarı versin. Oradan döner, yarın başka tarafa ayar vermeye çalışır. Bunun için CHP olarak biz Maduro’nun otokrat ya da demokrat olmasıyla değil, Amerikancı ya da değil, Trump’ın bu tavrına karşı dünya düzenini savunmak, BM sistemini savunmak…

“Trump gibiler, karşısındaki sustukça kükrerler”

Dünyadaki nükleer silahlar herkesin elinde. Üçüncü Dünya Savaşı ile birlikte dünyanın kökünden yok olma ihtimali var. Burada bizim hep birlikte dünyanın barışını, dünyanın huzurunu savunmamız lazım. Trump gibiler, karşısındaki sustukça kükrerler. Trump gibiler, karşısındakiler sindikçe büyürler. Biz, Trump gibi büyüyenleri, Trump gibi kükreyenleri, hatta işgale gelenleri nasıl püskürttüğünü bilen bir milletiz. Herkes ayağını denk alacak!

“Yok öyle yağma Trump efendi, yok öyle yağma”

400 yıl önce Vestfalya Antlaşması yapılmış, artık devletlerin sınırları, içişlerine karışmamak, ulusal egemenlik tanımları kabul edilmiş, gelmiş 4 sene ortalığı karıştırmış, kaybettiği seçimde senato binalarını bastırmış hazımsız, geri gelmiş yüzde yarımla, 400 yıl geri götürecek sistemi. Yok öyle yağma Trump efendi, yok öyle yağma!”

Özel’den Erdoğan’a: “ABD’nin yaptığını kınayamadı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’nin saldırısına ilişkin açıklamalarını eleştiren Özel, şunları söyledi:

“Peki ne oldu? Maduro’nun başına bunlar geldikten sonra ‘dostum, kardeşi, canım, ciğerim’ diyen Erdoğan’a döndü baktı dünya. 48 saat tık yok. Ne zaman ki tepkiler ayyuka çıktı, ne zaman ki AK Parti’ye, MHP’ye oy veren seçmenin de hak verdiği bir düzleme oturdu, ‘önce hep beraber Özgür Özel’e saldıralım’, o da kar etmedi. Dün çıkmış öyle ‘ey Trump’ falan yok. 11 bin kilometre ötemizde ‘müessif bir hadise’ vuku buldu. Sanki Trump yanlışlıkla iki yumurta kırmış da… Adam kalkmış, karısıyla bir adamı götürüyor. ABD’nin yaptığını kınayamadı. Diyor ki ‘Sayın Trump ile yaptığımız görüşmede ülkemizin endişelerini aktardım. O da herhalde ‘Sayın Trump benim bir şeyim yok da Sayın Bahçeli ile Özgür Özel çok kızıyorlar bu işe. Onlar da ülkemin insanı. Onların tepkileri’.

“Aranızda nasıl bir ilişki var ki 200 ülke arasında Türkiye geliyor aklına”

Şimdi bir soru sorayım Erdoğan’a; ‘Maduro’ya bir çıkış yolu verdik, Türkiye’ye git dedi Trump’ diyor. Trump da kafa sallıyor. ‘Gitmedi şimdi New York’ta’ diyor. Trump, ‘Türkiye’ye git’ derken, Erdoğan’a ‘Maduro kabul ederse onu Türkiye’ye yollayayım ona burada bakar mısın’ diye sordu mu sormadı mı. Sen bunu biliyor muydun, bilmiyor muydun? Eğer biliyorsan da ‘olur’ dediysen, buna nasıl ‘olur’ dedin? Demedin mi ‘Maduro benim kardeşim, seçilmiş bir adam’, ‘dik dur eğilme kardeşin seninle’ diyordun ona. Nasıl ‘paketleyin, getirin biz burada bakarız’ diyorsun? Ne dedin ona? ‘Çorum’da bir yer ayarlarız. Çorum’u iyi biliyor o. Bir bağlantısı var. Çorum’da bir çiftlikte otururuz’ mu dedin? Yok demediysen, bilmiyorsan ‘bilmiyorum’ de. Trump’a dönüp de ‘sen kim oluyorsun, benim memleketime, benim egemenliğimde olan birisine kendince başka ülkeden birini getirip yerleştiriyorsun. Bu ülkeyi ben mi yönetiyorum, sen mi yönetiyorsun’ diyemedin mi? Aranızda nasıl bir ilişki var ki 200 ülke arasında Türkiye geliyor aklına. Ya Maduro’nun Türkiye açısından özel önemi var, gemiciklerle peynir ticareti falan yapıyordunuz. Ya da Trump ile aranızda özel bir akit var. Sayın Erdoğan, susarak ‘müessif bir hadise’ diye bu işin içinden çıkamazsın.

“Dış politikayı biz yönetiyoruz ya, çelişkiler var…”

İşin en trajikomik yanına geliyorum. Dün bu işin içinden çıkacak ya, aklı sıra CHP’nin dış politikada çelişkileri varmış. Dış politikayı biz yönetiyoruz ya, çelişkiler var. Ben kendi Bakanına soruyorum, ‘çok zikzak yapıyorsunuz’ diyorum. ‘Dış politika dümdüz giderse mayına basarsın ondan zikzak yapıyor’ diyor. Öyle pişkin adam. Ama diyor ki ‘CHP’nin dış politikası omurgasızdır’. Sanki biz dün söylediğimiz bir lafın tersine bir şey söylemişiz gibi. Geçen cahilin biri çıkmış ‘Mısır’da Sisi darbe yaparken neden laf etmediniz’ Sayın Grup Başkanvekillerim çıkardı, ‘2013 yılı, darbe yapılmış ertesi gün Özgür Özel kürsüde bu darbeyi bu meclis kınamalıdır, hep birlikte imza atmalıdır’ demişiz. Sonra meclis bildirgesi olmuş imza atmışız’. Çıkmış ‘ben bunu bilmiyordum’ diyor. Çünkü herkesi kendin gibi biliyorsun.

“Benim onurum incindi, o utanmadı”

Erdoğan’ın nasılmış omurgalı siyaseti. Hak etmediğimi duyarsam, hak ettiğini duyarsın köşemiz var. Rus uçağı düşürüldü. Dönemin Başbakanı’nın yetkisi vardı. Bu da tarafsız Cumhurbaşkanı’ydı. ‘Ben düşürdüm’ dedi. Bunun üzerine Suriye’de 34 askerimiz hava saldırısıyla şehit oldu. Bunun üzerine Rusya’dan ‘özür dilerim’ diye tercüme edilen bir özür mektubu iletildi. O dönem narenciye perişan oldu, domates üreticisi perişan oldu… Aracılıklar edildi, kapıda beklendi. O gün Rus uçağını düşürmekle övüneni, Putin’in kapısında iki dakika sayaç saydırdılar. Benim onurum incindi, o utanmadı.

Rahip Brunson, Trump için ‘benden Papaz’ını istiyor’ diyor. Ver papazı, al papazı. Dedği papaz Fetullah Gülen. Vermediler Papazı. Ama Trump bir telefon açtı, Rahip Brunson gözünü bir anda oval ofiste açtı. O gün bugün Trump alay ediyor bununla. İsveç ve Finlandiye NATO’ya girecek. ‘Giremezler’ diyor. NATO’nun açık kapı politikası var. Güçlenmesi lazım. NATO ‘geliyorum’ diyene ‘gelme’ demez. Finlandya da girdi, İsveç de girdi. İlk imzayı Erdoğan attı.

“Medet umduğu IŞİD, Türkiye’de daha geçen gün bize 3 şehit verdi”

Birleşik Arap Emirlikleri’ne ‘namuzsuzlar’ diyor Yeni Şafak. Sonra Erdoğan’da para bitti, Birleşik Arap Emirlikleri’nin emiri geldi. Erdoğan bir sarıldı… Ben kardeşime öyle sarılmadım. Neden? Yeşil dolarları alacak diye. Ama omurgalı Allah için. Bana diyor ki, ‘Esad düşmeden bir gün önce Esad görüş demiş’ üç gün önce Esad ile diyalog yolları arıyorsun. Harekete geçmişler İdlib’ten gidiyorlar haberi yok. İngiltere, Amerika plan bizim deyince uyumlandı, sonra bize laf etti. Medet umduğu IŞİD, Türkiye’de daha geçen gün bize 3 şehit verdi. Kobani de o günden bugüne düşmedi. Cemal Kaşıkçı cinayeti… İstanbul’un ortasında kestiler adamı, asitlerde erittiler. ‘Cani bunlar’ dedi. Sonra araya o girdi, bu girdi bir anda dosyayı olduğu gibi Suudi Arabistan’a verdi. Trump’tan ‘aptal olma’ diye mektup aldı, cebe koydu. ‘Ne diyeceksin’ dedik. Bir şey demedi.

“Sen oradaki gerçeği çarpıtarak kendi rezilliğini örtmeye çalışıyorsun”

Randevu almak için bir ülkenin Cumhurbaşkanı’yla kendi ülkesinin İstanbul’un da buluşup 250 uçak Çin malına vergi, Amerikan malından vergiyi indirme, enerjiyi satın alma, nadir toprak elementlerini teklif etme… Oğlundan rica ediyor randevuyu. Ben toplantıda konuşup giden adama bütün Avrupalı liderlerin huzurunda ve adına ‘gitmesi yanlış oldu’ demişim. ‘Efendim randevu istemiş de vermemiş’. ‘Beş dakika randevu için yalvarıyorsunuz bize’ diye adam dünyanın gözü önünde söyledi. Sen oradaki gerçeği çarpıtarak kendi rezilliğini örtmeye çalışıyorsun.

“Bu ülkede seni iktidarda tutmaya güçleri yetmez. Millet yollayacaksa yollayacak”

Amerika’nın şu andaki Büyükelçisi. ‘Trump akıllı adam. Erdoğan’da olmayanı ona verecek, istediklerini alacak’. ‘Nedir Erdoğan’da olmayan’ diyorlar? Meşruiyet. Yahu bir ülkenin Cumhurbaşkanı, yürütmenin başı ‘meşruiyeti alırsa milletinden alır, sana ne oluyor be hadsiz’ diyemeyen adamın adı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ben diyorum, o diyemiyor. Neden? Çünkü beklentisi var. Çünkü ‘eğer Trump’la geçinirsem mahallenin kabadayısı o. Herkese ayarı veren o. Beni tutarsa iktidarda tutar’. Vallahi Trump değil, Amerika’nın ölmüş bütün başkanları mezarından kalkacak. Bu ülkede seni iktidarda tutmaya güçleri yetmez. Millet yollayacaksa yollayacak.

Parasını ödediğimiz F-35’leri vermiyor. Filme döndü. Para nerede yok? F-35 nerede o da yok. Üzerinde altı F-35’imiz var. Üzerinde Türk bayrağı yapıştırılmış hangarda duruyor. S-400 alacağım dedi. Geri adım atmam dedi. Atarsam tükürdüğümü yalamış olurum. Geri adım atmak ahlaksızlıktır dedi. S-400’ler hangarda şimdi Putin’e söylüyor ‘geri verebilir miyim’ diye. Putin de drone yolluyor. ‘Ne oluyor sizin üssünüzde’ diye. Şimdi 15 yıldır tek bir savaş uçağı almamış. Bize bu kadar ettiğine rağmen Ekrem Başkan içerden yazdı. Ben Alman Milli Savunma Bakanı’nla da konuştum. Şansölye yardımcısından konuştum Maliye Bakanı aynı zamanda. Eurofighter’ları bize yapılanlardan dolayı bloke koymuşsunuz. Demokrasi yok Türkiye’de. Verin diyoruz. F-35 için vallahi F-35’ler alınsın diye ‘bizim üstümüze düşen ne varsa yapalım’ diyoruz. Ama hem işi berbat edip hem de böyle bir kenara çıkıp ondan sonra da ‘ben omurgalı dış politika yapıyorum falan’ kimse demesin.”

Özgür Özel’den ABD’nin Venezuela saldırısına tepki: Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

EGEPRESS ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin