1. Haberler
  2. Güncel
  3. Erdoğan’dan Mansur Yavaş’a: Basının görevi yöneticileri denetlemek, halkın sorunlarını ekrana taşımaktır

Erdoğan’dan Mansur Yavaş’a: Basının görevi yöneticileri denetlemek, halkın sorunlarını ekrana taşımaktır

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) Genç Kanalı açılış etkinliğinde kamuoyuna açıklamalarda bulundu. Konuşmasında kamu yayıncılığının stratejik önemine değinen Erdoğan, medyanın temel sorumluluğunun kamu adına yöneticileri denetlemek, toplumun şikayetlerini dile getirmek ve vatandaşların karşılaştığı sorunları ekrana taşımak olduğunu ifade etti. Ankara’da yaşanan su kesintileri üzerinden basın kuruluşlarına yönelik getirilen eleştiriler ile ilgili konuşan Erdoğan, kış ortasında vatandaşın mağdur edilmesinin sorumluluğunun habercilerde değil, yerel yönetimlerde olduğunu kaydetti.

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin hem belleği hem de geleceği olan TRT, yayın hayatı boyunca ülkemizde ve dünyada pek çok tarihi hadiseye tanıklık etti. TRT muhabirleri, TRT kameramanları zaman zaman canlarını tehlikeye atma pahasına Türkiye’yi dünyadan, dünyayı Türkiye’den haberdar ettiler…

Kamu yayıncısı kimliğiyle TRT bugün de çok önemli bir misyon üstleniyor. Enformasyon ve kültür savaşlarının insanlığın gündemini belirlediği bir dönemde TRT, hakikat mücadelesini en güçlü şekilde verirken; iyiyi, doğruyu ve hakkı önceleyen yayın ve yapımlarıyla kültürel yozlaşmaya karşı milli değerlerimizin adeta bir seti olarak karşımızda duruyor.

Bugün açılan TRT Genç Kanalı’nı bu çabaların gençlerimize uzanan en somut tezahürlerinden biri olarak görüyorum. TRT Çocuk ile yıllardır miniklerimize yönelik yayın yapan, dijital içerik üreten kurumumuzun şimdi de gençlerimizi sorumlu yayıncılık anlayışıyla buluşturmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Burada şunu da gururla ifade etmek isterim: TRT’mizin imzasını taşıyan bazı yapımların dünyanın en prestijli festival ve organizasyonlarından ödüllerle dönmesi takdire şayan bir başarıdır.

TRT ortak yapımı ‘Hüzün Üçgeni’ filmi, 75. Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye Ödülü ile dönerek hepimizin göğsünü kabarttı. TRT World tarafından hazırlanan bir belgeselimiz, haber ve güncel olaylar kategorisinde Emmy Ödülü’nü alarak ülkemize büyük bir gurur yaşattı. Yine Filistin’deki işgalin en sinsi yönü olan yerleşimciler meselesini ele alan ‘Kutsal İşgal’ belgeseli dünya çapında büyük yankı uyandırdı. Sadece son dört yılda TRT ortak yapımı 100’e yakın film, dünyanın en önemli festivallerinde toplam 500’e yakın ödüle layık görüldü. Bu yıl 98. Akademi Ödülleri’nde en iyi uluslararası film kategorisinde yarışacak Filistin 36.6 filmine şimdiden başarılar diliyorum.

’’TRT Kültür savaşlarında aileyi koruyor’’

Şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Kültür savaşlarının muharebe alanlarından biri de, malumunuz, ailedir. Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır.

Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor. TRT’nin gerek geleneksel mecralarda, gerekse tabii gibi dijital platformlarda aile odaklı temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum.

Bir kere şunu çok iyi anlamalıyız: Bizim için TRT’nin başarısı, ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan, gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atmasıdır…

’’Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı terörden daha zararlı boyutlarda’’

Özellikle çağımızın vebası olan bağımlılıkla mücadelede TRT Genç gibi mecraların katkısına ihtiyaç duyuyoruz. Şurası bir gerçek ki; ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor.

Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimiz, dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor. Oyunlaştırma stratejisi dolayısıyla neredeyse her telefon, maalesef bir çeşit kumarhane haline geldi.

Eğlence için, vakit geçirmek için girilen dijital oyunlar, bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor. Tütün, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendirilmektedir. Gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınmaktadır.

Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarına baktığımızda en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında da bu illetler gelmektedir.

Meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği hepimiz çok net görebiliyoruz: Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar, hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır…

Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkollü içkiyi, sigarayı ve uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur.

Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur. Ama biz bunu görüyoruz, duyuyoruz, tehlikenin farkındayız…

Şüphesiz medyada asıl görev, kamu yayıncımız olan TRT’mize, yani siz TRT çalışanlarına ve yönetimine düşüyor. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli, bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz…

Her zaman söylüyorum: Maddi olduğu kadar manevi olarak da güçlü bir gençlik, bu tür sosyal marazlara karşı en sağlam kalemizdir. İdeal sahibi, ufuk sahibi, özgüven sahibi, milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençlik derken, biz işte bu hassasiyetle hareket ediyoruz…

Ankara’nın susuzluk sorunu

Burada şu hususun da altını çizmek mecburiyetindeyim. Maalesef önümüzde ve ülkemizde yapılan her iyi işi taşlamaktan büyük keyif alan bir kesim var. Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler. Fildişi kulelerden ahkâm kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk ve adaleti dillerinden düşürmezler. Ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler. Bu çevrelerin örtük saldırılarından TRT’miz de zaman zaman nasibini almaktadır.

TRT’miz, 86 milyona hitap eden, milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikasıyla biliyoruz ki bunları ciddi şekilde rahatsız ediyor.

Bakınız, buna en son Ankara’nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Malumunuz, Türkiye’nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkûm edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi.

Aileler, çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya, çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu.

2026’nın Türkiye’sine asla yakışmayan sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk. Yani ortada, görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı.

Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdi. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar. Peki ne oldu?

Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi, günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile, rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar.

Fakat her işleri gibi bunu da ellerine, yüzlerine bulaştırdılar. Dün bir tanesi çıkmış; kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine, sorunu haberleştirdikleri için TRT’yi suçluyor, Anadolu Ajansımızı suçluyor, özel televizyon kanallarını suçluyor.

Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı da yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yüklü ifadelerle şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya, şıracının şahidi bozacı; birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar.

Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim: Kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korosuna bizim buradan şunları sormamız lazım: Gecenin bir vakti vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu, yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu?

Kabahat, kış mevsiminin ortasında şehirleri susuz bırakanlarda mı, yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlarda mı? Basının görevi, kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına ekranda yer vermektir. Bundan niçin rahatsız oluyorsunuz? Kamusal görevlerini yerine getirdi diye basın kuruluşlarımızı niçin suçluyorsunuz?

Gazetecileri niçin tehdit ediyorsunuz? Görevlerini yaptıkları için neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza, görevinizi layıkıyla yapsanıza.

Yazık… İnanın bu millete çok yazık. Bunların işler acısı halini gördükçe şehirlerimiz adına biz üzülüyoruz. Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların, nasıl birden faşizme savrulduklarını vatandaşlarımızın takdirine, aziz milletimizin ferasetine havale ediyoruz.

Onlar ne derse desin, biz görevini doğrulukla, dürüstlükle, hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Medyamızla, Anadolu Ajansımızla, İletişim Başkanlığımızla ve diğer tüm kuruluşlarımızla hakikat mücadelemizi her cephede sürdüreceğiz.

TRT’mizin hayata geçireceği projelerle dünyada ses getirecek, yayıncılık alanına yeni bir soluk kazandıracak nitelikli çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum. Son olarak bir noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Kamu yayıncısı hüviyetiyle TRT’mizin asli misyonu, bilhassa tarihimize dair mevzularda hakikatten sapmamaktır. Reyting kaygısıyla hareket edenlerin, her ne kadar biz tasvip etmesek de, bu konularda esnek davranma marjı olabilir. Ama TRT’nin böyle bir yanlışa düşme lüksü yoktur. Bu konuda TRT’mizin zaten üst seviyede olan hassasiyetini korumaya devam etmesini bekliyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum…’’

Erdoğan’dan Mansur Yavaş’a: Basının görevi yöneticileri denetlemek, halkın sorunlarını ekrana taşımaktır
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

EGEPRESS ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin