Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Ayvalık Demokrasi Platformu tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasında, felaketin yarattığı tahribata ve sonrasındaki sürece dair eleştiriler yer aldı. On binlerce insanın yaşamını yitirdiği, yüz binlerce kişinin yaralandığı ve milyonlarca vatandaşın evsiz kaldığı hatırlatılan açıklamada, yaşananların imar afları, denetimsizlik ve bilimsel uyarıların dikkate alınmaması nedeniyle “siyasi bir tercih” olduğu vurgulandı.
Ayvalık Demokrasi Platformu: Bu yıkımı unutmayacağız, bu suçu affetmeyeceğizhttps://t.co/cMCVUYVKRc#dokuz8 pic.twitter.com/RTO9Wi0ExJ
— dokuz8haber (@dokuz8haber) February 6, 2026
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerde on binlerce insan yaşamını yitirdi. Resmî rakamların dahi gerçeği gizlediği bu büyük yıkımda yüz binlerce insan yaralandı, milyonlarcası evsiz, yurtsuz ve güvencesiz bırakıldı. Bu yaşananlar ne kaderdir ne de kaçınılmaz bir doğa olayıdır. Bu yaşananlar, rantı, ihmali, liyakatsizliği ve çürümüş bir yönetim anlayışını esas alan siyasi bir tercihin sonucudur.
Deprem bu ülkenin gerçeğidir; ancak bu kadar büyük bir yıkım kader değildir. Kader olan imar aflarıdır. Kader olan denetimsizliktir. Kader olan, halkın canı pahasına sürdürülen beton ve rant düzenidir. Bilim insanları yıllarca uyardı; fay hatlarını, riskli alanları, alınması gereken önlemleri tek tek anlattı. Ama iktidar bilimi değil rantı, yaşamı değil sermayeyi seçti.
Toplanan deprem vergileri nerededir?
Milyarlarca lira neden güvenli kentler için kullanılmadı?
Neden hastaneler, okullar, konutlar depreme dayanıklı hale getirilmedi?
Çünkü bu düzende insan hayatının hiçbir değeri yoktur.
Deprem anında devlet yoktu. Arama-kurtarma çalışmaları saatlerce, günlerce gecikti. Enkaz altından gelen çığlıklar duyulmadı. Binlerce insan soğuktan, açlıktan, susuzluktan ve ihmalkârlıktan hayatını kaybetti. Kurumlar çöktü, koordinasyon sağlanamadı, sorumlular ortadan kayboldu.
Ve bu süreçte yaşanan en büyük ahlaki çöküşlerden biri de Kızılay skandalıdır.
Halkın bağışlarıyla, halk için var olması gereken Kızılay; insanlar enkaz altında can verirken, aileler sokakta donarken çadır sattı. Evet, yanlış duymadınız: Depremzedelere ücretsiz ulaştırılması gereken çadırlar ticari mal haline getirildi. Bir yardım kurumu, felaketi fırsata çevirdi. Bu yalnızca bir skandal değil, insanlık suçudur.
Kızılay, yardım etmek yerine ticaret yaptı.
İktidar ise bu utancı örtbas etmeyi seçti.
Ne yöneticiler istifa etti,
Ne gerçek bir soruşturma yürütüldü,
Ne de halka hesap verildi.
Bu düzen, çadırı bile parayla satan bir vicdansızlık düzenidir.
Deprem sonrası süreçte de felaket devam etti. Barınma sorunu çözülemedi, sağlık hizmetleri yetersiz kaldı, psikolojik destek sağlanmadı. Yıkımın sorumluları ya hiç yargılanmadı ya da göstermelik cezalarla korundu. Gerçeği dile getirenler susturulmak istendi, eleştirenler hedef gösterildi.
Aradan geçen zamana rağmen gerçek bir yüzleşme yoktur. Aksine, aynı zihniyetle yeni imar projeleri, yeni rant alanları yaratılmaktadır. Bu, geçmişte işlenen suçların devamıdır. Bu düzen değişmediği sürece yeni depremler, yeni katliamlar kaçınılmazdır.
Taleplerimiz Açıktır:
– Tüm kamu binaları (okullar, hastaneler, yurtlar, adliyeler, hizmet binaları vb.) acilen, bağımsız ve bilimsel ölçütlerle denetlenmeli, depreme dayanıksız olduğu tespit edilen yapılar derhal boşaltılmalı, güçlendirme ve yenileme işlemleri gecikmeksizin yapılmalıdır.
– Özellikle deprem bölgesi olan illerde deprem risk raporları ve kontroller kamu tarafından gerçekleştirilmeli ve tek evi olanlara güçlendirme teşviği sağlanmalıdır.
– Piyasacı, rantçı yaklaşım reddedilmelidir.
– Güvenli barınma, güvenli çalışma ve yaşam hakkı herkes için güvence altına alınmalı, kalıcı ve ücretsiz barınma sağlanmalı; imar afları tümüyle kaldırılmalıdır. Kamusal ve bilimsel denetim esas alınmalıdır.
– Kentsel dönüşüm ile yeni rant projelerine yol açan “rezerv alan”, “acele kamulaştırma” vb. uygulamalara son verilmeli, dönüşüm gerektiğinde kamu her açıdan yükümlülük üstlenmeli ve yerindelik esas olmalıdır.
– Deprem vergileri amacına uygun olarak ve toplumsal yarar doğrultusunda kullanılmalıdır.
– Bilim çevreleri ve emek-meslek örgütlerinin katılımıyla kapsamlı ve bağlayıcı bir Deprem Kanunu hazırlanmalıdır.
– Afet yönetimi, meslek örgütleri, sendikalar ve yerel halkın katılımıyla demokratik biçimde yeniden yapılandırılmalıdır.
Biz buradan açıkça ilan ediyoruz:
Bu yıkımı unutmayacağız.
Bu suçu affetmeyeceğiz.
Çadır satanlardan, imar affı çıkaranlardan, halkı enkaz altında bırakanlardan hesap soracağız.
Depremde yitirdiğimiz canlara sözümüz var: Bu ülkeyi ranta, ihmale ve vicdansızlığa teslim edenlerle helalleşmeyeceğiz.
Unutmak yok!
Affetmek yok!
Bu katliamın hesabı sorulacak!