Ankara’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir araya gelen kadınlar ile lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks, kuir ve artı (LGBTİQ+) bireyler, başkentin sokaklarında hak taleplerini dile getirdi. Yüksel Caddesi’nde bu yıl 20’nci kez düzenlenen “Feminist Gece Yürüyüşü”, “Her dilde, her renkte, her sokakta feminist isyandayız” çağrısıyla yapıldı. Eylemde yapılan ortak açıklamada; kadın cinayetleri, trans nefret cinayetleri, patriyarkal denetim ve eşitsizlik, ekonomik yoksulluk ile beden ve kürtaj haklarına yönelik müdahaleler öncelikli gündem maddeleri olarak sıralandı. Katılımcılar yürüyüş boyunca “İstanbul Sözleşmesi yaşatır”, “6284’ü uygula”, “Sizin suçlarınız, bizim öfkemiz dövizlere sığmadı”, “Onurumuz hücrelerinize sığmaz taşar” ve “Gece karanlıktan korkarsan bu kenti ateşe veririz” sloganlarını attı.
Hem Türkiye’de hem de dünya genelinde kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddet, cinayet ve yaşam hakkı ihlallerini gündeme taşıyan kadınlar, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana devam eden Gazze’ye yönelik saldırıları, Epstein dosyaları ve Rojava’daki gelişmeler gibi küresel olaylar üzerinden, kadınların savaş ve çatışmalardan kaynaklanan adaletsizliklere dikkati çekti.
Katılımcılar ayrıca, Türkiye’deki kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, ekonomik eşitsizlik ve toplumsal hak kayıplarını vurgulayan mesajlar da verdi. Yürüyüşte, eşitlik, adalet ve şiddetsiz bir yaşam talebi dile getirilirken, “Sizin suçlarınız, bizim öfkemiz dövizlere sığmadı”, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır”, “Onurumuz hücrelerinize sığmaz taşar”, “Gece karanlıktan korkarsan bu kenti ateşe veririz”, “6284’ü uygula” sloganları atıldı.
Yürüyüşün ardından okunan ortak açıklamada, 8 Mart’ın bedenleri, emeği ve yaşamları denetlemeye çalışan patriyarkal düzene karşı bir feminist isyan olarak değerlendirildi. Açıklamada, “Savaşın ve şiddetin yaşamlarımızı kuşattığı bu günlerde umudu, barışı ve direnişi haykırmaya geldik. Emperyalizme, kapitalizme, savaşa ve faşizme karşı feminist isyandayız. Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmedik, etmiyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, dünyada ve bölgede kadınların ve LGBTİ+ların yaşadığı saldırılara dikkat çekilirken, Rojava’da kadınların kurduğu özgürlükçü yaşamın hedef alındığı, Filistin’de İsrail’in yarattığı yıkımın büyüdüğü, Afganistan’da kız çocuklarının hayatlarının karartıldığı vurgulandı. İran’da Molla rejimi ve emperyalist müdahalelerin kadın, çocuk ve LGBTİ+ların yaşamını tehdit ettiği kaydedilen açıklamada, Türkiye’de kadın cinayetleri, trans cinayetleri ve şiddet vakalarının patriyarkal politikaların sonucu olduğu belirtildi.
Nefret yasaları ve transfobik politikalara karşı ortak mücadele çağrısı
Kadın ve LGBTİQ+ların ekonomik ve sosyal haklarının da gündeme alındığı açıklamada, derinleşen yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik ve bakım yükünün kadınların omzuna bırakıldığı vurgulandı. Basın açıklamasında ayrıca, nefret yasalarına, kürtaj hakkına ve transfobik politikalara karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.
Açıklamada, “Bedenlerimize yönelik müdahalelere, ‘genel ahlak’ adı altında dayatılan transfobik politikalara karşı bir aradayız. Sözde aile değerleri adına yargı paketleriyle kadınlara ve LGBTİ+lara hapis cezaları, ev mühürlemeleri ve yeni baskı mekanizmaları getirilmek isteniyor. Hormonlara erişim engelleniyor, beden uyum süreçleri zorlaştırılıyor. Patriyarkal düzen transların yaşam, sağlık ve barınma haklarını gasp etmeye çalışıyor. Buradan ilan ediyoruz: LGBTİ+ düşmanı nefret yasasını aklınızdan bile geçirmeyin. Cis-heteropatriyarkal düzeninizle birlikte o yasayı da tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Bizler yaşamda ve feminist mücadelede israrcıyız” ifadelerine yer verildi.
Yerelde ve küreselde dayanışma vurgusu
Kadın ve LGBTİ+ların yaşam hakkı, özgürlük, eşitlik ve adalet talepleri öne çıkan eylemde, yerel ve küresel mücadeleler arasında dayanışmanın önemi de vurgulandı. “Gücümüzü Rojava’da, İran’da, Afganistan’da, Filistin’de ve Türkiye’nin dört bir yanında; sokaklarda, mahallelerde, hapishanelerde ve evlerde direnen kadınlardan ve lubunyalardan alıyoruz” denilen açıklamada şöyle denildi:
“ABD ve İsrail’in İran’a yönelik emperyalist saldırıları kimi zaman ‘özgürleşme’ söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Oysa biliyoruz ki kadınların özgürlüğü ne kadın düşmanı Molla rejiminden ne de ‘jin, jiyan, azadî’ sloganını siyasal çıkarları için araçsallaştıran devletlerden gelecektir. Kadınların özgürleşmesi ancak kendi mücadeleleriyle mümkündür. Ne Şah rejimi ne Molla rejimi ne de emperyalist müdahale: İran halklarının ve özellikle direnen İranlı kadın ve lubunların mücadelesinin yanındayız. Bu 8 Mart’ta Ankara sokaklarından bir kez daha haykırıyoruz: Korkmamızı isteyenlere inat başkaldırıyoruz. Susmamızı bekleyenlere, bizi hizaya sokmak isteyenlere inat özgürlükten ve yaşamdan yanayız. Her dilde, her renkte, her sokakta feminist isyandayız. Dünyanın her yerinde patriyarkaya karşı feminist mücadelemiz sürüyor.”