1. Haberler
  2. Güncel
  3. İstanbul Barosu’ndan Bakan Gürlek’e tepki: Savunma hakkını kısıtlamaya yönelik yetkiyi aşan bir açıklama yapılmıştır

İstanbul Barosu’ndan Bakan Gürlek’e tepki: Savunma hakkını kısıtlamaya yönelik yetkiyi aşan bir açıklama yapılmıştır

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul Barosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tutukluların avukatlarıyla görüşmesi konusunda “mevzuat boşluğu” olduğu ve bu konuda yasal düzenleme yapılacağı yönündeki açıklamasına yazılı bir tepki verdi. Baro, savunma hakkının kısıtlanamayacağını vurgulayarak, mevcut yasal düzenlemelerin açık olduğunu, sorunun cezaevlerindeki kapasite aşımı ve fiili uygulamalardan kaynaklandığını belirtti.

İstanbul Barosu’nun yazılı açıklamasında, “Dün akşam Adalet Bakanı tarafından savunma hakkını kısıtlamaya yönelik yetkiyi aşan bir açıklama yapılmıştır. Açıklamada tutukluların avukatlarıyla görüşmesinde ve not iletilmesinde bir ‘mevzuat boşluğu’ bulunduğu ileri sürülerek; bu konuda yasal düzenleme yapılacağı belirtilmiştir. Halbuki bu konuda herhangi bir yasal boşluk yoktur.” ifadelerine yer verildi.

SORUN BOŞLUK DEĞİL, KISITLAMA PRATİĞİDİR

Açıklamada, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 154. maddesi uyarınca şüpheli veya sanığın, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebileceği, yazışmaların denetime tabi tutulamayacağı hatırlatıldı. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesinin, tutuklu ile müdafi arasındaki ilişkinin gizliliğini ve sürekliliğini zorunlu kıldığı vurgulandı. Avukatla görüşme hakkının, avukata tanınmış bir imtiyaz değil, yurttaşın savunma hakkının asli bir unsuru olduğu belirtildi.

Baro, “Özetle sorun ‘boşluk’ değil, kısıtlama pratiğidir. Sorun mevzuatta değil, uygulamadadır. Özellikle Silivri başta olmak üzere birçok hapishanede, kapasitenin katbekat üzerinde mahpus barındırılması ve yeterli sayıda görüş kabini bulunmaması nedeniyle, halihazırda avukatların gün boyu süren bekleyişine yol açan fiili bir görüş sınırlaması uygulanmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, aşırı doluluk koşulları altında savunma hakkının fiilen sınırlandırılmasının, mevzuat değişikliği ile değil, tutuklamanın istisna olması gerektiği yönündeki anayasal ilkeyi üstün tutarak çözülmesi gerektiği kaydedildi. Birleşmiş Milletler (BM) Mandela Kuralları ve Havana Kuralları olarak bilinen BM Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler’e göre devletlerin, avukat-müvekkil iletişiminin gizliliğini ve etkinliğini güvence altına almak zorunda olduğu hatırlatıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) de savunma hakkının etkin kullanımını engelleyen uygulamaları Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında ihlal saydığı ifade edildi.

İstanbul Barosu, hiçbir kişi veya organın kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağını, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) dahi adil yargılanma hakkına içkin savunma hakkını kısıtlayamayacağını belirtti. Açıklama, “İstanbul Barosu olarak, savunma hakkını daraltmaya yönelik her türlü girişimin karşısında olacağımızı belirterek; tutukluların avukatlarına erişiminin hukuki ve demokratik bir zorunluluk olduğunu bir kez daha önemle vurgularız.” ifadesiyle sona erdi.

İstanbul Barosu’ndan Bakan Gürlek’e tepki: Savunma hakkını kısıtlamaya yönelik yetkiyi aşan bir açıklama yapılmıştır
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

EGEPRESS ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin