Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’deki güncel duruma ilişkin katıldığı televizyon programında değerlendirmelerde bulunarak, “Suriye’nin birliği ve bütünlüğü açısından önemli mesafe kat edildi. Sürecin kan dökülmeden diyalog yoluyla ilerlemesi büyük önem taşıyor. Ancak hala katedilmesi gereken bir mesafe var. YPG’nin işgal ettiği alanlardan çekilerek Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde pozisyon alması, önceki haritaya kıyasla daha sağlıklı bir tablo oluşturuyor. Fakat bu durum daha da iyileştirilebilir. Yapılan mutabakatlar çerçevesinde tamamlanması gereken adımlar bulunuyor. Her iki tarafta da bir güvensizlik hakim. Bu noktada YPG’nin kendi içinde tarihi bir dönüşüm geçirmesi gerekiyor” dedi.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile geçmişte gerçekleştirdiği görüşmeleri anımsatan Fidan, şunları kaydetti:
“Kürt halkının Şam yönetimiyle doğrudan tanışma fırsatı olmadı, zira uzun süredir farklı bir iradenin kontrolü altındaydılar. Şimdi kademeli olarak bu temas başlayacak. Türkiye olarak Suriyeli Kürtler konusunda her zaman yüksek bir hassasiyet gösterdik. Geçmişte Esad ile yaptığımız görüşmelerde Kürtlerin haklarını da gündeme getirdik. Çoğunun vatandaşlığının bulunmadığını, kendilerini ülkeye ait hissetmediklerini ve bunun sorun yaratacağını belirttik. Biz kendimiz için neyi arzuluyorsak, bölgemiz için de aynı huzur ve hakları istedik.”
IRAK’TA DA SURİYE BENZERİ YÖNTEM MESAJI
Irak ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“Halka gerekli imkanlar ve alternatifler sunulduğu takdirde, Kürt halkı meseleye Türkiye’de olduğu gibi çok daha farklı bir perspektiften bakacaktır. Bu sürecin bir de Irak ayağı bulunuyor. Suriye ayağı tamamlandıktan sonra sıra Irak’a gelecek. Temennimiz, Irak tarafının buradaki gelişmelerden ders çıkararak daha rasyonel kararlar alması ve oradaki geçiş sürecinin daha kolay ilerlemesidir. PKK’nın Türkiye sınırları içinde işgal edebildiği bir alan kalmadı. Ancak Irak’ta geniş toprak parçalarını işgal etmeye devam ediyor. Bu durum artık sadece bizim değil, doğrudan Irak’ın bir egemenlik sorunu haline gelmiştir. Irak yönetimine, ‘Sen nasıl bir egemen devletsin ki bu terör varlığına kendi topraklarında bu şekilde müsaade ediyorsun?’ sorusunu yöneltiyoruz. Yakın bir gelecekte Sincar, Mahmur ve Kandil gibi bölgelerde önemli değişiklikler yaşanacağını öngörüyorum. Irak’ta demokratik seçimlerle göreve gelen her hükümetle çalışmaya hazırız.”
Şam’daki yeni sürece dair değerlendirmelerde de bulunan Fidan, ayrıca şunları söyledi:
“Ahmet Şara ve ekibinin izlediği çizgi son derece düzgün. Halka zulmetmediler. Umuyoruz ki bu süreç hem Kürtlerin hem de Arapların lehine sonuçlanır, Türkiye’nin güvenlik endişeleri giderilir ve Suriye daha müreffeh bir geleceğe adım atar. Suriye’de her Sünni Arabı DEAŞ’lı, her Kürt’ü ise PKK/YPG’li gibi gösteren toksik algıların izole edilmesi şarttır.”
İRAN VE ABD ARASINDAKİ NÜKLEER GERİLİM
İran ile ABD arasındaki gerilime ve nükleer müzakerelere de değinen Bakan Fidan, bölgenin yeni bir savaşı kaldıracak gücünün olmadığını vurguladı. Fidan, müzakere yöntemlerine ilişkin, “Bizim önerimiz her zaman tarafların arabulucular aracılığıyla yan odalardan konuşması yerine yüz yüze görüşmesi yönündeydi. Ancak onların kendi karar alma mekanizmalarına da saygı duymak gerekir. Umman üzerinden yürütülen mevcut sistemle devam etme iradesi gösteriyorlar” dedi.
İran’ın nükleer kapasitesi hakkında teknik detaylar paylaşan Fidan, “İran uranyum zenginleştirme konusunda yaklaşık 30 yıldır ciddi bir bedel ödüyor. Ortada nükleer silah yapımının haram olduğuna dair bir fetva var ve şu an ellerinde bir atom bombası olduğuna dair veri bulunmuyor. Sorun, atom bombasının başlığı olan uranyumun yüzde 60 oranında zenginleştirilmesi ve bu yeteneğin geliştirilmesidir. ABD tarafına, İranlıların nükleer dosya üzerinden müzakereye başlama iradesini gördüğümüzü ve bu yolun takip edilmesinin daha sağlıklı olacağını ilettik” şeklinde konuştu.