Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Murat Emir, Aziz İhsan Aktaş’ın çevresinde oluşturulan güvenlik önlemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Silivri yargılamaları kapsamında seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu yargılanmasına karşın hukuki süreçlerin işleyişini eleştiren Emir, suç örgütü lideri olarak nitelendirilen şahısların korunma biçimine dikkat çekti. Emir, Aktaş’ın çevresinde örülen “etten duvarın” içinde kimlerin yer aldığını detaylandırarak, bu yapının kamusal kaynaklarla ilişkisini sorguladı.
KAYYUM YÖNETİMİNDEKİ ŞİRKETLERDEN ELEMAN GÖNDERİLDİ
Emir, Aktaş’ın yanında bulunan grupta iki resmi koruma polisinin yanı sıra kardeşi, oğlu ve üç şirket çalışanının yer aldığını ifade etti. Söz konusu üç çalışanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından devralınan ve kayyum tarafından yönetilen şirketlerin personeli olduğunu vurgulayan Emir, devletin suç geliri olduğu gerekçesiyle el koyduğu şirketlerin imkanlarının hala aynı kişi için seferber edildiğini belirtti. Şirketler üzerinden 300 milyon liranın üzerinde naylon fatura düzenlenerek paranın tekrar şahsa aktarıldığını dile getiren Emir, adalet mekanizmasının işleyişindeki zafiyetlere değindi.
Resmi koruma polislerinin görevlendirilme gerekçesi hakkında da bilgi veren Emir, Fatih Keleş’in Aziz İhsan Aktaş’ı öldürteceği yönündeki bir iddianın bu karara dayanak yapıldığını kaydetti. Ancak dosyanın bu kısmının eksik olduğunu savunan Emir, iddianın odağındaki Fatih Keleş’in ifadesine dahi başvurulmadığını vurguladı.
Emir ayrıca şunları kaydetti:
“Suç örgütü lideri dedikleri kadrolu iftiracının önünde adeta etten duvar örüldü. Bu etten duvarı kimler ördü? İçinde iki koruma polisi, kardeşi, oğlu ve üç de şirket çalışanı var. Ama bu üç şirket çalışanı TMSF’ye devredilmiş, kayyumun yönettiği şirketlerin çalışanları. Devlet bir yandan ‘suç örgütü liderisin, bunlar suça konu servetler’ diye bu şirketlere el koyuyor ama bu şirketler üzerinden hala 300 milyon liranın üzerinde bir naylon fatura kesilerek o paralar tekrar Aziz İhsan Aktaş’ın cebine konuyor. Bununla da yetinmiyorlar. Oradan eleman gönderiyorlar ve Aziz İhsan Aktaş’ın önüne etten duvar ördürtüyorlar.”