Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan kapsamlı ateşkes ve entegrasyon mutabakatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Büyükelçi Barrack, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, söz konusu anlaşmanın Suriye’nin ulusal uzlaşı, birlik ve kalıcı istikrar yolunda attığı derin ve tarihi bir adım olduğunu vurguladı.
ULUSAL UZLAŞI VE BİRLİK VURGUSU
Müzakere edilen bu adımın, bölgedeki gerilimi düşürmeye yönelik önceki çabalar üzerine inşa edildiğini kaydeden Barrack, sürecin kapsayıcılık, karşılıklı saygı ve tüm Suriyeli toplulukların ortak onuruna yönelik bir taahhüdü yansıtığını ifade etti. Barrack, Suriye hükümetinin bu mutabakatla kapsayıcı yönetişime olan bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek; askeri, güvenlik ve idari yapıların birleşik devlet kurumlarına aşamalı entegrasyonunun önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın ülke egemenliğinin pekişmesine katkı sunacağını ve uluslararası topluma adalet mesajı vereceğini kaydetti.
Kürt halkının Suriye’yi savunmada gösterdiği fedakârlıklara değinen Büyükelçi, 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sağlanan vatandaşlık iadesi ve Kürtçe’nin ulusal dil olarak tanınması gibi hakların eşitlik yönünde dönüştürücü bir adım olduğunu vurguladı. Barrack, bu tedbirlerin güvenli ve müreffeh bir geleceğin şekillendirilmesine tam katılımın önünü açacağını belirtti.
Barrack ayrıca şunları kaydetti:
“Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmanın bugün duyurulması, Suriye’nin ulusal uzlaşı, birlik ve kalıcı istikrara doğru yolculuğunda derin ve tarihi bir dönüm noktasını temsil ediyor. Daha önceki çerçeveler ve gerilimi düşürmeye yönelik son çabalar üzerine inşa edilen bu titizlikle müzakere edilmiş adım, kapsayıcılık, karşılıklı saygı ve tüm Suriyeli toplulukların ortak onuruna yönelik ortak bir taahhüdü yansıtıyor.
Suriye hükümeti açısından bu mutabakat, gerçek bir ulusal ortaklık ve kapsayıcı yönetişime olan kararlı bağlılığı ortaya koyuyor. Askeri, güvenlik ve idari yapıların aşamalı biçimde birleşik devlet kurumlarına entegre edilmesini sağlarken, SDG’nin üst düzey temsilcilerine de üst düzey katkı fırsatları tanıyarak Suriye’nin gücünün çeşitliliği kucaklamaktan ve tüm halklarının meşru beklentilerini ele almaktan doğduğu ilkesini teyit ediyor. Bu yaklaşım, ülke genelinde egemenliğin pekişmesine katkı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda uluslararası topluma açıklık ve adalet mesajı veriyor.
Kürt halkı açısından, aşırıcılığa karşı Suriye’yi savunmada ve kırılgan nüfusları korumada olağanüstü fedakârlıkları ve direnciyle kritik bir rol oynayan Kürtler için bu an özel bir önem taşıyor. 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin uygulanmaya başlanması; geçmişteki dışlanmalardan etkilenenlere tam Suriye vatandaşlığının iadesi, Kürtçe’nin Arapçayla birlikte ulusal bir dil olarak tanınması, ilgili bölgelerde eğitimine imkân tanınması ve ayrımcılığa karşı güvencelerin güvence altına alınması eşitlik ve aidiyet yönünde dönüştürücü bir adımı temsil ediyor. Bu tedbirler, uzun süredir devam eden haksızlıkları gideriyor, Kürtlerin Suriye ulusu içindeki ayrılmaz yerini teyit ediyor ve güvenli, müreffeh ve kapsayıcı bir geleceğin şekillendirilmesine tam katılımın önünü açıyor.
Ortak amaç ruhu içinde, her iki taraf da cesur adımlar attı: Suriye hükümeti anlamlı kapsayıcılık ve haklar sundu; Kürt toplulukları ise katkılarını onurlandıran ve ortak iyiliği ilerleten birleşik bir çerçeveyi benimsedi. Bu gelişmeler birlikte, kurumların yeniden inşasının, güvenin tesisinin, yeniden yapılanma için hayati yatırımların çekilmesinin ve tüm Suriyeliler için kalıcı barışın güvence altına alınmasının yolunu açıyor. Diyalog ve saygı yoluyla inşa edilen birlikle Suriye, bölgede ve ötesinde istikrar ve umut kaynağı olarak hak ettiği konumunu yeniden kazanmaya hazırlanıyor.”