Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısına katılarak gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Türklerin, Kürtlerin ve Arapların tarihte olduğu gibi birleşerek, tek yürek halinde aynı hedefe odaklanarak bölgedeki problemleri el birliğiyle çözeceklerini ifade etti. Bölünme yerine birleşmenin, dağılma yerine ise muhabbetle kucaklaşmanın esas alınması gerektiğini belirten Erdoğan, küçük devletçiklere ayrışmak yerine güç birliği yapmanın önemine dikkat çekti.
İSLAM KARDEŞLİĞİ VURGUSU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam kardeşliğinin tek ve ortak şemsiye olduğunu vurguladığı konuşmasında ayrıca şunları kaydetti: “Şunu artık herkes görmeli, anlamalı ve kabullenmelidir. Esas olan bölünme değil, birleşmedir. Esas olan dağılma değil, muhabbetle kucaklaşmadır. Esas olan küçük devletçiklere ayrışma değil, birleşerek güç birliği yapmaktır. Türkler, Kürtler, Araplar tarihte olduğu gibi birleşerek, tek yürek olarak, aynı istikamete bakarak bölgemizin sorunlarını birlikte çözeceklerdir. Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz var. O da İslam kardeşliğidir. Unutmayın. Müminler bir elin parmakları gibi bir duvarın tuğlaları gibi kardeştir. Birbirine yakındır, birbirine öyle kenetlenmiştir. Kavimlerimizden, kabilelerimizden, etnik aidiyetlerimizden çok daha önce bizi bir eden, bizi bir araya getiren imanımızdır, inancımızdır, ezanımızdır, kitabımız, Peygamberimiz, kıblemizdir.”
Erdoğan, Türkiye’de ve bölgede hiç kimsenin Kürt vatandaşların iradesi üzerinde ipotek kuramayacağını ve Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi hareket edemeyeceğini belirtti. Kürt halkının tahriklere kapılmaması ve sağduyulu davranması gerektiğini söyleyen Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” projesiyle kardeşlik, huzur ve güvenliğin artırılmasının hedeflendiğini dile getirdi. Son 15 ayda bu doğrultuda kritik adımlar atıldığını ve çeşitli sabote girişimlerine rağmen sürecin kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Suriye’de 2011 yılında iç savaşın başlamasının ardından Kürt kardeşlerimiz bu sefer de terör örgütünün baskısına maruz kaldılar. Suriye’deki Kürt çocukları, Kürt gençleri terör örgütünün hevesi uğruna çatışmalara sürüldüler, ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderildiler ve canlarını yitirdiler. Kürt halkına inançlarına uymayan, örf, adet, geleneklerine uymayan bir yaşam tarzı dayatıldı. Yine bu süreçte DEAŞ’lı caniler Suriye muhalefetinin yanı sıra Kürt kardeşlerimi de hedef aldı, onları da katletti.
Şurası da önemlidir. Yeni Suriye Hükümeti devrimden sonra ülkedeki diğer tüm dini ve etnik gruplar gibi Suriyeli Kürtlere de kucak açmış, samimi bir entegrasyon için çok yapıcı davranmıştır. Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmed Şara, yayımladığı kararnamelerle Suriye’deki Kürtlerin var olma haklarını, dil ve kültürlerini yaşama haklarını, Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir.
“Hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok”
16 Ocak’ta açıklanan deklarasyon Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin Suriye Devleti’ne eşit ve adil katılımını esas alan tarihi nitelikte bir irade beyanıdır. Bütün bu olumlu adımlara, olumlu yaklaşımlara rağmen terör örgütü, Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir. Masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumak buna yönelik çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir. Bakın biz her zaman şunu ifade ettik. Bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok. Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız. Ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz.
İlk günden beri her türlü riski gözeterek Milli İstihbarat Teşkilatımızla, Dışişleri Bakanlığımızla, Türk Silahlı Kuvvetlerimizle, ilgili tüm kurumlarımızla teyakkuz ve hassasiyet içinde gelişmeleri anbean izliyoruz. Dün Amerikan Başkanı Sayın Trump ile bu meseleleri ele aldığımız verimli bir telefon görüşmesini gerçekleştirdik. DEAŞ ile ortak mücadele dahil Suriye’nin güvenliğine katkı yapacak birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla en kısa süre zarfında örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşur. Bütüncül bir Suriye, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilmiş olur.
“Suriye’nin kendi zenginlikleri kendi halkı için kullanılacak”
Suriye’nin tarımlı, verimli arazileri var. Suyu var, petrolü var. Çalışkan, azimli, dürüst, Türkiye’yi ve Türk milletini candan seven kardeş bir halkı var. Eski rejim döneminde Suriye kaynakları bir avuç elit içinde pay edilmiş, Suriye halkına ulaşmamıştı. Terör örgütünün işgaliyle bu zenginlikler yine Suriye halkından esirgendi. Şimdi Suriye’nin kendi zenginlikleri kendi halkı için kullanılacak, Suriye inşallah en kısa sürede toparlanacak, refah çok hızlı şekilde yükselecektir. Bu yeni dönemde Araplar, Kürtler, Türkmenler, Nusayriler, Dürziler, Hristiyanlar ve diğer tüm Suriye vatandaşları da refahtan paylarını eşit şekilde alacak, Suriye bölgede bir refah ve istikrar ülkesine dönüşecektir. Kazanan inşallah tüm Suriye halkı olacaktır. Terörün olmadığı, huzurun ve barışın egemen olduğu bir Suriye Allah’ın izniyle hızla vücut bulacaktır.
“Türkiye’deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini hatırlatıyorum”
Suriye’deki operasyonlar bahane edilerek tamamen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu bir propagandayla tüm Kürtlerin kışkırtılmaya çalışıldığını görüyoruz. Özellikle Türkiye’deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, yapılan çağrıların, yapılan tahriklerin gerçek niyeti görerek suhuletle, sağduyuyla, basiretle, ferasetle davranmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum. Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır.
Kimse ister burada ister orada olsun benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz, Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi konuşamaz. Türkler ile Araplar ile Kürtler arasına kimse giremez. Kürt kardeşlerimiz bu tahriklere gelmesinler. Sağduyuyu asla elden bırakmasınlar. Bunu özelde şunun için söylüyorum. Terörsüz Türkiye projemizle kardeşliği, muhabbeti, kucaklaşmayı, güvenliği, huzuru daha da artıracak bir gaye ile hassas bir süreç için yürütüyoruz. Geride bıraktığımız 15 ayda çok önemli adımlar attık. Çeşitli sabotaj teşebbüslerine rağmen direnç testlerini başarıyla geçerek süreci buraya kadar getirdik.
“Siyasete yol gösterecek bir raporun ortaya çıkacağına inanıyorum”
Meclisimizde kurulan Komisyon nihai raporunu uzlaşı temelinde kaleme alıyor. İnşallah siyasete ufuk çizecek, siyaset kurumuna yol gösterecek bir raporun ortaya çıkacağına inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak ilk günkü gibi durduğumuz yerde sapasağlam duruyor, bu milletin 40 yıldır kanayan yarasını sarmanın samimi mücadelesini veriyoruz.
“Teşviklerimizin de etkisiyle Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin hakları teslim ediliyor”
Teşviklerimizin de etkisiyle Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin hakları da yeni yönetim tarafından teslim ediliyor. Tam entegrasyonun sağlanmasıyla inşallah orada da yeni bir dönem başlayacak. Açıkçası Suriye’nin istikrara ve huzura kavuşması en çok da Suriye Kürtlerini rahatlatacak. Türkiye ve Suriye vatandaşları bundan sonra daha bir muhabbetle kucaklaşacak, inşallah kardeşlik hukukuyla eşsiz bir güç birliği oluşturacaklardır.
Suriye’deki son gelişmelerle istikbal Türkler, Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer tüm kardeşlerimiz için kardan daha aydınlık bir istikbal olacaktır. Terörün, şiddetin, silahın devreden çıkmasıyla birlikte her mesele siyaset zemininde konuşulacak, masada konuşulacak, istişare edilerek orada çözüme kavuşturulacaktır. Bakın, şunun altını çizerek tüm kalbimle, tüm samimiyetimle bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum. Hiç kimse endişeye kapılmasın. Hiçbir kardeşim karamsar olmasın. Tereddüt içinde olmasın. Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet hamdolsun dimdik ayaktayken kimsenin başka hami aramasına, başka dostlar, ortaklar peşinde koşmasına gerek yoktur.
“Cumhur İttifakı güçlüyse Kürt kardeşlerimize haksızlık yapılmasına izin vermeyiz”
AK Parti varsa, Cumhur İttifakı güçlüyse biz evvelallah Kürt kardeşlerimize haksızlık yapılmasına, onların zarar görmesine asla izin vermeyiz. Kardeşlerim bunu tarih boyunca defalarca yaptık. Halepçe Katliamı’ndan Ayn el-Arap’taki saldırılara kadar en zor zamanlarında Kürt kardeşlerimize biz sahip çıktık. Allah korusun böyle bir durumun tekrar yaşanması halinde hiç tereddüt etmeden aynı tavrı yine sergileriz, yine yardıma koşarız, yine kardeşlerimizi bağrımıza basarız.
“Tek ve ortak şemsiyemiz İslam kardeşliğidir”
Şunu artık herkes görmeli, anlamalı ve kabullenmelidir. Esas olan bölünme değil, birleşmedir. Esas olan dağılma değil, muhabbetle kucaklaşmadır. Esas olan küçük devletçiklere ayrışma değil, birleşerek güç birliği yapmaktır. Türkler, Kürtler, Araplar tarihte olduğu gibi birleşerek, tek yürek olarak, aynı istikamete bakarak bölgemizin sorunlarını birlikte çözeceklerdir. Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz var. O da İslam kardeşliğidir.
Unutmayın. Müminler bir elin parmakları gibi bir duvarın tuğlaları gibi kardeştir. Birbirine yakındır, birbirine öyle kenetlenmiştir. Kavimlerimizden, kabilelerimizden, etnik aidiyetlerimizden çok daha önce bizi bir eden, bizi bir araya getiren imanımızdır, inancımızdır, ezanımızdır, kitabımız, Peygamberimiz, kıblemizdir.
Mevlana’nın o güzel hikayesinde anlattığı gibi, kimimiz ‘engür’ der, kimimiz ‘ıneb’ der, kimimiz üzüm der ama hakikat olan şudur ki, biz aynı yolun yolcularıyız, biz aynı sofranın mensuplarıyız, biz farklı dillerimiz olsa da aynı gönül dilini konuşanlarız. İşte onun için kardeşlerin arasına sızmış olan, kardeşliği tahrip eden terörü aramızdan çekip çıkaracağız. Kardeşliğin dilini bozan terör dilini aramızdan çekip çıkaracağız. Birbirimizle gönül diliyle konuşacağız. Ru be ru, yüz yüze muhabbet edeceğiz ve kendi sorunlarımızı kendimiz çözeceğiz.
“Hiçbir tahrike kapılmadan soğukkanlılığımızı muhafaza edeceğiz”
Bu süreçte birbirimize empatiyle yaklaşacak, birbirimizi anlamaya çalışacak, kibre, tekebbüre, ayrıştırıcı bir dil kullanmamaya özellikle özen göstereceğiz. İçeriden ve dışarıdan körüklenen hiçbir fitne girişimine prim vermeden, hiçbir tahrike kapılmadan soğukkanlılığımızı daima muhafaza edeceğiz. Türkiye bu anlamda çok önemli mesafe kat etti, hamdolsun kardeşliğimizi daha da pekiştiriyoruz. Suriye’nin de huzura ermesiyle kardeşliğimiz daha geniş boyutta, daha güçlü şekilde geleceğe ilerleyecektir. Bu anlamda tüm Suriye halkıyla özellikle beraber Suriye Kürtlerinin de bir an önce huzura kavuşmasını temenni ediyorum.
“Herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum”
İçinden geçtiğimiz bu hassas günlerde herkesi özellikle de siyasetçileri ve basın mensuplarını sorumlu davranmaya davet ediyorum. Sosyal medyada körüklenen nefret iklimine, buna karşı herkes dikkat etmelidir. Şunu milletimizin hiçbir ferdi aklından çıkarmasın. Gerek küresel gerekse bölgesel gelişmeler bağlamında çok kritik günler yaşıyoruz. En küçük bir hatanın, en küçük bir dikkatsizliğin ciddi sonuçlar doğuracağı adeta bir sırattan geçiyoruz. Kürt vatandaşlarım başta olmak üzere milletimin her bir ferdinden, ayrıca sınırlarımızın ötesindeki tüm Kürt kardeşlerimden bu hassasiyeti anlamalarını özellikle istirham ediyorum.”