Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun (TRT) dijital platformu Tabii tarafından hazırlanan “Gökkuşağı faşizmi” isimli belgesel, Ankara Barosu LGBTİ+ Hakları Merkezi üyeleri tarafından değerlendirildi. Avukat İdil Arslanbaş, kamu kurumlarının kamu kaynaklarını hukuka aykırı şekilde kullanarak, toplumun cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimi olan LGBTİ+ bireyler aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik eden faaliyetlerde bulunduğunu belirtti.
Belgeselin geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaşılan fragmanında, camdan yapılmış bir ev ve içerisinde çocuk oyuncaklarının yer aldığı sahneler dikkat çekti. Söz konusu görüntülerde, gökkuşağı renkli hortuma sahip bir filin evi yıktığı gösterilirken, “Duyuyor musunuz? Bunlar faşizmin ayak sesleri” ifadelerine yer verildi. TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, bu içeriğin aile kurumunu ve toplumsal değerleri hedef alan bir ideolojik kuşatmayı ifşa ettiğini kaydetti.
KAMU KURUMLARININ EŞİT YURTTAŞLIK YÜKÜMLÜLÜĞÜ
ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan avukat İdil Arslanbaş, son yıllarda gündeme gelen LGBTİ+ karşıtı yasal düzenleme önerilerinden toplumsal tepkiler sonucu vazgeçildiğini hatırlattı. Buna rağmen kamu kurumlarının ayrımcılığı körükleyen içerikler üretmeye devam ettiğini vurgulayan Arslanbaş, 2024 yılında TRT World tarafından hazırlanan “Cinsiyet ideolojisinin karanlık yüzü: Gerçek renkler” isimli çalışmanın da benzer bir yaklaşım taşıdığını ifade etti. Arslanbaş ayrıca, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) dijital platformlardaki içeriklere yönelik yaptırımlarını ve geçmiş yıllarda LGBTİ+ karşıtı yürüyüş çağrılarının kamu spotu olarak yayımlanmasını da eleştirdi.
Avukat Murat Karaçor ise Tabii platformu için hazırlanan belgeselin anayasal ve yasal düzenlemelerle çeliştiğini dile getirdi. Anayasa’nın 133’üncü maddesinde yer alan tarafsızlık şartı ile 2954 sayılı TRT Kanunu’nun yayın esaslarına vurgu yapan Karaçor, yayının kişilerin özel hayatına, şeref ve haysiyetine saygı ilkelerine aykırılık teşkil etmesinden endişe duyduklarını belirtti. Bu yaklaşımın, ötekileştirmeyi önlemeye yönelik ceza hükümleri kapsamında değerlendirilebilecek unsurlar içerdiğini kaydeden Karaçor, kamu kurumlarının tüm yurttaşlara insan onuruna uygun ve eşit şekilde davranma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatarak sürecin takipçisi olacaklarını bildirdi.