Yaşam savunucuları, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde enerji ve maden şirketlerinin yol açtığı doğa tahribatına karşı açılan davalarda adalete ulaşmanın zorluklarına dikkat çekmek için “Doğa İçin Adalet” kampanyası başlattı. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde düzenlenen basın açıklamasına İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz ve İzmir Tabip Odası Başkanı Yüce Ayhan da katıldı.
Basın metni, Ege Çevre ve Kültür Derneği (EGEÇEP) Eş Sözcüsü ve ekoloji avukatı Arif Ali Cangı tarafından okundu. Açıklamada, yıllardır ekoloji mücadelesi veren ve öldürülen Gazeteci Hakan Tosun da anıldı.
Cangı, kapitalist endüstriyel sistemin politikaları sonucu dünyanın “Antroposen (İnsan Çağı)” ya da “Kapitalosen (Sermaye Çağı)” olarak adlandırılan bir dönemi yaşadığını belirterek, iklim krizi ve ekolojik yıkımların yeryüzündeki yaşamı tehlikeye attığını vurguladı. Cangı, “Bugünkü ve gelecek nesillerin sağlıklı yaşam hakkını savunmak, iklimi, doğayı korumak tarihsel ve vicdani bir sorumluluk halini aldı” dedi.
“ANAYASANIN YÜKLEDİĞİ ÖDEVİ YERİNE GETİRMEK İMKÂNSIZ HALE GELDİ!”
Bu sorumluluğun, 1972 Stockholm Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı Sonuç Deklarasyonu ve T.C. Anayasası’nın 56. Maddesi ile hukukilik kazandığını belirten Cangı, Anayasa’nın devlete ve yurttaşlara çevreyi koruma ödevi yüklediğini hatırlattı.
Cangı, bu ödevi yerine getirmek için yargıya başvurmanın gerektiğini ancak kamusal yönü olan bu davaların mali yükünün katlanılamaz hale geldiğini ifade etti. Cangı, “Milyonlara ulaşan keşif ve bilirkişi incelemesi masrafları, her geçen gün artan harç ve diğer giderler ile davanın kaybedilmesi halinde… ödenmek zorunda kalınan avukatlık ücretleri ile Anayasanın yüklediği ödevi yerine getirmek imkânsız hale geldi” şeklinde konuştu.
“KAPANAN ADALETE ERİŞİM YOLU AÇILSIN”
Cangı, “Katlanılamaz ve karşılanamaz boyutlara ulaşan yargılama giderleri, hak arama özgürlüğünü ve adalete erişimi engelliyor” dedi. Bu sorunu çözebilecek “Çevresel Bilgiye Erişim, Karar Vermede Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru” konulu Aarhus Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından imzalanmadığını hatırlatan Cangı, bu düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından uluslararası çevre hukukunun genel ilkeleri olarak değerlendirildiğini belirtti.
Cangı, “kapanan adalete erişim yolunun açılması” gerektiğini söyleyerek, bugün itibarıyla 120 imzacı kurumla “Doğa İçin Adalet Kampanyası”nı başlattıklarını duyurdu. Kampanyanın taleplerini ise şöyle sıraladı:
“Kent ve çevre hakkının, doğal ve kültürel varlıkların, tüm ekosistemin korunmasına ilişkin davaların harç ve masraflarının, anayasal ödevi olan devlet tarafından karşılanması,” ve “Aarhus Sözleşmesi’nin bir an önce imzalanıp, usulüne uygun yürürlüğe konulmasını istiyoruz.”
İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, adalete erişimin yurttaşları “çöküntüye uğratacak kadar” ağırlaştığını belirterek, “Çevreye, ekolojiye, kente sahip çıkmak isteyen her kurum, kuruluş, şahıs… ne yazık ki muktedirin karşısında birer suçlu haline getirildi” dedi. İzmir Tabip Odası Başkanı Yüce Ayhan ise doğa mücadelesinin toplum sağlığı mücadelesinden bağımsız olmadığını vurgulayarak mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
Nurcan Etik / YeniGün