Uluslararası İzmir Körfez Konferansı'nın sonuç bildirgesi yayımlandı

EGE PRESS 27 Nisan 2026
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgeye göre ekolojik bir krizle karşı karşıya olan Körfez için Gediz Havzası’nı da kapsayan bütüncül bir yönetim modeli uygulanması gerektiği vurgulandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde; İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU), İzmir Deniz İşletmeciliği Nakliye ve Turizm Ticaret A.Ş. (İZDENİZ) ve İzmir Planlama Ajansı iş birliğiyle 26-28 Mart 2026 tarihlerinde Tarihi Havagazı Fabrikası'nda gerçekleştirilen Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı.

Dokuz Eylül, Ege, İzmir Katip Çelebi, Manisa Celal Bayar ve İstanbul üniversitelerinden bilim insanlarının yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya, Almanya, İskoçya ve Malezya’dan uzmanların katılım sağladığı konferansın sonuç bildirgesinde, İzmir Körfezi’nin artık yalnızca yerel değil, çok katmanlı bir ekolojik krizle karşı karşıya olduğu saptandı. Bildirgede; ötrofikasyon, zararlı alg patlamaları, mikroplastik kirliliği, sediment bozulması ve biyoçeşitlilik kaybının Körfez ekosistemini doğrudan tehdit ettiği kaydedildi. Özellikle İç Körfez’de artan besin tuzu yükünün çözünmüş oksijen seviyelerinde ciddi düşüşlere yol açtığı, bu durumun ise balık ölümleri ve habitat kayıplarına neden olduğu ifade edildi.

İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, konferans sonuç bildirgesinin yakında bir kitapçık haline getirileceğini belirtti. Güler, "İzmir Körfezi hepimizin ortak noktası, bir yaşam kaynağı. Bu nedenle İzmir’e verilen önem pek çok çalışmayı beraberinde getirdi. Kasım 2024’te düzenlediğimiz çalıştayın ardından bu kez uluslararası bir konferans gerçekleştirdik. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden ve dünyadan bilim insanları bu konferansta bir araya geldi" dedi.

70 YILLIK BİRİKİM SÖZ KONUSU

Körfezdeki kirliliğin uzun yıllara dayanan bir geçmişi olduğunu vurgulayan Güler, yaklaşık 70 yıllık bir birikimin söz konusu olduğunu kaydetti. Güler, "1990’lı yıllarda alınan önlemler ve 2000’de Çiğli Arıtma Tesisi’nin devreye girmesiyle iyileşme sağlandı ancak kalıcı olmadı. Bugün iç Körfez’de oksijen seviyesindeki düşüş ve balık ölümleri ciddi boyutlara ulaştı. Ekosistem kritik eşiklere yaklaşıyor. Dipteki birikim artık kirletici hale gelmiş durumda" şeklinde konuştu.

Kirliliğin ana kaynaklarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Güler, Gediz Havzası başta olmak üzere derelerden taşınan kirleticilerin Körfez’e ulaştığını belirtti. Güler, kirlilik süreciyle ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Gediz Nehri ve Ağıl Deresi’nin Körfeze döküldüğü alanda deniz marullarının aşırı ve kontrolsüz şekilde çoğalmasına neden oluyor. Aşırı çoğalan deniz marulları özellikle yaz aylarında parçalanarak iç körfeze taşınıyor ve mikro alg patlamasını tetikliyor. Gediz temizlenmeden, Körfez temizlenmez. Bir kere Gediz Havzası’nın yönetim planının yapılması gerekiyor. Çünkü en büyük kirleticilerden biri burası. Ayrıca dip taraması ve sediment yönetimi artık kaçınılmaz."

Sürecin en kritik ayağının izleme faaliyetleri olduğunu ifade eden Güler, kirliliğin sürekli takip edilmesi için gerekli sistemlerin kurulması gerektiğini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bu konuda önemli bir aşamaya geldiğini ve çalışmaların sürdüğünü ekleyen Güler, bu sorunun yalnızca İzmir’e özgü olmadığını, dünya genelinde birçok deniz ve körfezin benzer sorunlar yaşadığını dile getirdi.

Sonuç bildirgesine göre İzmir Körfezi, uzun yıllara yayılan insan kaynaklı etkiler sebebiyle ötrofikasyon, zararlı alg patlamaları, mikroplastik kirliliği ve biyoçeşitlilik kaybı gibi sorunlarla mücadele ediyor. İç körfezde çözünmüş oksijen seviyelerinin kritik düzeylere indiği, artan deniz suyu sıcaklıklarının ise bu süreci hızlandırdığı belirtiliyor. Bildirgede, sorunun yalnızca yeni kirlilik değil, sediment yapısında biriken ağır metaller ve organik kirleticilerin yönetimi olduğu vurgulandı.

Gediz Nehri ve bağlı 33 dere üzerinden taşınan tarım, sanayi ve yerleşim kaynaklı kirlilik yükünün sistemi sürekli baskıladığına dikkat çeken bilim insanları, çözüm için kısa, orta ve uzun vadeli yaklaşımlar önerdi. Kısa vadede zararlı alg patlamalarına karşı modifiye kil ve süper oksijenlendirme yöntemleri önerilirken; orta ve uzun vadede dip taraması, atıkların kaynağında önlenmesi, ileri biyolojik arıtma, deniz çayırlarının yaygınlaştırılması ve kabuklu canlılar ile deniz hıyarı gibi türlerle entegre ekolojik çözümlerin uygulanması gerektiği kaydedildi.

Haberde paylaşılan bildirge metnine göre, gerçek zamanlı veri sistemleri ve erken uyarı mekanizmalarının kurulması hayati önem taşıyor. İzmir Körfezi’ndeki sorunun çözümü için havza bazlı, çok katmanlı ve kurumlar arası iş birliğine dayalı bütüncül bir yönetim modelinin uygulanması, merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin koordinasyon içinde hareket etmesi gerektiği belirtildi. Bildirge, sağlıklı bir Körfez için "bir adım daha atma zamanı" mesajıyla sona erdi.