Manisa'da eğitimcilerden MEB önünde protesto
Ahmet Ünsal / Manisa
Bir öğrencinin Şanlıurfa’da okula silah getirip onlarca öğretmen, öğrenci ve polisi hedef alan saldırıyla başlayan; ertesi gün de Kahramanmaraş’ta yine bir başka öğrencinin babasına ait silahlarla okula girip saldırıda bulunarak öğretmen ve öğrenciler olmak üzere 9 kişinin yaşamına son vermesiyle, ülkedeki sendikalar iki gün boyunca iş bırakma ve Milli Eğitim Bakanlığı, illerde Milli Eğitim Müdürlükleri, ilçe müdürlükleri önlerinde oturma eylemleri başlattı.
Manisa’da Eğitim-Sen ve Eğitim-İş öncülüğünde iki gün boyunca iş bırakma eylemi ile başlayan tepki eylemleri, Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması ve ardından oturma eylemiyle devam etti.
“Artık Yeter! Bıçak Kemikte” başlığı altındaki basın açıklamasını Eğitim-Sen adına Mehmet Ramazan, Eğitim-İş adına Aziz Deniz Oğuz okudu.
Siyasi partilerin, sendikaların temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda öğretmenin katılım sağladığı Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önündeki oturma eylemi boyunca öğretmenler ellerindeki dövizlerle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet etti.
Eylemin sürdüğü anlarda Milli Eğitim Müdürlüğündeki diğer personel ise ofislerinden pencerelere çıkarak alkışlarla destek verdi. Vatandaşların da destek verdiği eylemde çocuklar, öğretmen anneleriyle birlikte yer aldı.
Eğitim-Sen adına Mehmet Ramazan ve Eğitim-İş adına Aziz Deniz Oğuz yaptıkları açıklamada:
“Artık yeter! Bıçak kemikte! 14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan saldırının ardından dün de Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıda 8 öğrenci ve bir öğretmen hayatını kaybetti, yaralı sayısı ise 13. Önceki gün yaşanan saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis memuru ve 1 kantin görevlisinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştı. Bahsettiğimiz şey yalnızca bir rakamdan ibaret değil. Her biri ayrı birer dünya olan, ömürlerinin henüz ilk baharında karartılmış hayatlardan bahsediyoruz. 15 yaşında bir çocuk okula 5 tabanca ve 7 şarjör ile geliyor, öğretmenini ve arkadaşlarını öldürüyorsa burada eğitim sistemini ve eğitim politikalarını sorgulamak ve tüm bunların sorumlularının gereğini yapması gerekir.
Tüm bu yaşananlar sorunun ne kadar kronik olduğunu ve eğitim alanının ne hale getirildiğini bize net olarak gösteriyor. Okullarda yaşananlar sadece şiddet vakası olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması, şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirilmesinin, gençliğin geleceksizleştirilmesinin, okulların ise bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.
Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanmıyor. Çünkü bu sistem onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor! Can alıyor, hayat karartıyor!
Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?
Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.
Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir.
Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz: Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.”
Sendika başkanları Ramazan ve Deniz Oğuz sözlerine devam ederek: “Bir kez daha söylüyoruz: Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.
Biz diyoruz ki:
Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.
Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. 60 bin okulumuza 60 bin güvenlik görevlisinin hazineye maliyeti yüzde 1,50’dir.
Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.
Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir.
Bilimsel olmayan, çağdışı yaklaşımlar yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır.
Gelin, ARTIK YETER diyelim! Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım!
Bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları, yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimi şiddetin değil, yaşamın; kamusal, bilimsel, laik ve cinsiyet eşitlikçi eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.