Hayvanlar ağlar mı?
Üzüntüden ağlayan fil, hüzünlü goril ve bitkin düşüp sürünün gerisinde kalan üzgün kurtlar gibi, insan dışındaki hayvanlarla ilgili çeşitli öyküler olsa da hiçbiri kanıtlarla desteklenmiş değil.
Oksitosin hormonu… Ya evrim?
1985 yılında yayımlanan bir araştırma, meslekleri gereği sürekli hayvanlarla zaman geçiren kişilerin herhangi bir hayvanın ağladığına hiç tanık olmadıklarını gösteriyor.
Daha yakın bir geçmişte yapılan araştırmaların sonuçlarıysa biraz daha farklı. 2022 tarihli bir çalışmada sulu gözlü köpekleri inceleyen araştırmacılar bu canlıların olumlu bir duygu karşısında, mesela sahiplerini görünce, gözyaşı döktüğünü gördüler. Bu tepkiyi tetikleyen bağlanmayı destekleyici oksitosin hormonuydu. İnsanların bu tepkiyi fark edip hoşlandıklarına da tanık olunan araştırmada, kendilerine köpek fotoğrafları gösterildiğinde katılımcıların gözlerine tuzlu damla damlatılan gözleri yaşlı köpeklere daha yoğun bir ilgi gösterdikleri görüldü.
Köpekler kuşaklar boyunca bizlerle göz teması yoluyla iletişim kurmak üzere evrildiklerinden, gözyaşı dökmelerinin ardında sevilmek ve korunmak gibi güdüler yatıyor olabilir.
Kötü koşullarda ağlayan ve gözlerinin altı kızaran evcil domuzları da belgeleyen bilim insanları bu sıvının gerçekte her canlıda bulunan ancak insanlarda yeterince gelişmemiş olan Harder bezinin salgısı olduğunu belirtiyorlar. Domuzlarda bu salgılar gerginlik durumunda da üretiliyor. Bir başka gerginlik göstergesi sayılan kalp atış hızı değişkenliğinin düşük olması, huzursuzluk ve korku gibi durumlarda göz altındaki kızarıklıklar artıyor. Aynı olguyu sıçanlar da sergiliyor ve salgı gözün altında pas rengi izler bıraktığından kimi zaman “kanlı gözyaşları” olarak biliniyor. Bu kemirgenlerde tepkinin çevresel baskıyla arttığı, bunun yaş ve genel sağlık durumuyla da ilintili olduğu düşünülüyor. Ancak bu bağlantıların daha kapsamlı çalışmalarla kanıtlanması gerekiyor.
Bu durumda “ağlayan bizon” videosu bağlamında, bizonun üzgün olup olmadığını söyleyemeyiz, ama insanların “antropomorfik” bir yaklaşımla bizona insana özgü davranış ve özellikler yüklemeye çalıştıklarını söyleyebiliriz.
İnsan dışında bir hayvanın gözyaşı dökebileceği, bunun yalnızca insana özgü bir davranış olduğunu düşündüğümüzden olsa gerek, bizlere olağanüstü gelir ve karşılığında o canlıya duygusal bir tepki vermek isteriz. Videodaki bizona gelince, Utah’ın çayırlıklarında bağımsız bir yaşam sürdüren bu canlı oldukça formda görünüyor ve rahatça soluk alıp veriyor. Gerginliğe işaret eden başka bir belirti göstermeden sessizce durup çevresine bakınan bizonun gözüne toz kaçmış olabilir ya da rüzgardan etkilendiği düşünülebilir.