Gediz Nehri'ndeki kirliliğe karşı ortak çağrı: Suyun siyaseti olmaz

EGE PRESS 4 Haziran 2026
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Gediz Nehri'ndeki kirliliğe karşı ortak açıklama yaparak kurumlara iş birliği çağrısında bulundu.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Dünya Çevre Günü kapsamında Manisa Saruhanlı Otel’de düzenlenen ortak basın toplantısında bir araya gelerek Gediz Havzası’nda yaşanan çevre kirliliğine karşı topyekûn mücadele çağrısı yaptı.

Manisa Saruhanlı Otel'de gerçekleştirilen ortak basın toplantısına İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, Manisa Büyükşehir Belediye Genel Sekreteri Burak Deste, Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürü Ali Kılıç, Şehzadeler Belediye Başkan Yardımcısı Emre Halil Esenkaya, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Ahmet Ata Temiz, Ulaş Aydın, Pınar Mine Hacıalibeyoğlu, Erk Kayabaş ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Tülay Yeşillik katılım sağladı. Toplantıda Gediz Nehri'ndeki ağır metaller ile kimyasal yüklerin tarım arazilerini, gıda güvenliğini ve İzmir Körfezi'nin ekolojik dengesini tehdit ettiği belirtildi. Yaklaşık bir saat süren toplantının ardından belediye başkanları basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gediz Nehri'nin milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkileyen bir ekosistem olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada, sınırları haritalarla çizilmiş idari alanları değil; Murat Dağı'ndan doğup Ege Denizi'ne dökülen 401 kilometrelik bir yaşam koridorunu, yani Gediz'imizi konuşmak için bir aradayız. Gediz Deltası Kuş Cenneti ve İzmir Körfezi bizim için çok önemli. İzmir Körfezi’nde çok uzun yılların getirdiği bir kirlilik var. Biz biliyoruz ki İzmir Körfezi’nin ağzına dökülen Gediz Nehri, körfezin kirlenmesinde önemli bir etken. Murat Dağı’nda tertemiz akan nehir daha sonra nelere maruz kalıyor, bunu görüyoruz. Bunun çok detaylı çalışılması gerekli diye bir süredir Manisa Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU, MASKİ, İZDENİZ bu konuyu takip ediyor. Amacımız bizim sorumluluk alanımızda olan bölgelerde kirlilik noktalarını kaydetmek. Bu çalışmalara devam edeceğiz. Görünen o ki hem endüstriyel hem de insani ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklı kirlilik var. Çok farklı noktalarda çok farklı kirlenme süreçleri var. Biz bu konuyla ilgili farkındalık paylaşımlarını yapıyoruz ama Gediz Nehri’nin bazı unsurları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’yla ilgili. Herkes kendine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Bazı şeyler siyaset üstüdür. Gediz de bunun en güzel örneği”

Gediz Havzası'ndaki herhangi bir noktada meydana gelen kirliliğin bütün sistemi olumsuz etkilediğini dile getiren Tugay, güvenli su hakkının ancak havzanın tamamının korunmasıyla sağlanabileceğini söyleyerek şu ifadeleri kaydetti:

“En temel insani hak olan güvenli su hakkının tam anlamıyla sağlanabilmesi, havza suyunun her bir noktasında, yani bütünsel olarak korunmasıyla mümkündür. Havzada yaşayan her bir canlının, her bir vatandaşın temiz suya ve güvenli gıdaya ulaşabilme hakkı kutsaldır ve bu hakkı korumak bizim asli görevimizdir. Güvenli olmayan besinlerle beslenen insanların sağlıklarının iyi olmasını düşünemeyiz. Bütün havzanın bütüncül olarak değerlendirilmesi gerek. Gediz’in Manisa ve İzmir’in sınırlarını aşan bir yapısı var. Herkesi doğrudan ilgilendiriyor”

Yeraltı sularındaki kirliliğin artış gösterdiğine işaret eden Tugay, tehlikenin boyutlarına dikkat çekerek şu açıklamada bulundu:

“Eğer yüzey ve yeraltı sularımızdaki kirliliği bugün, hemen şimdi sonlandıramazsak çok yakın bir gelecekte tarımsal üretimi sürdüremeyiz. İnsanlar kuyulardan çektikleri suların temiz olduğunu düşünüyorlar ve kullanıyorlar. Yeraltı suları kirlendiğinde, geri dönüşü olmayan bir karanlığa gömülürüz”

Gediz Nehri'nin İzmir Körfezi'nin geleceği açısından kritik bir önem taşıdığını vurgulayan Tugay, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“İzmir Körfezi'nin su kalitesini ve ekolojik dengesini belirleyen en temel unsur Gediz Nehri'dir. İzmir tarihinde hiç yapılmadığı kadar büyük bir tarama yapılıyor. Bugüne kadar 1 milyon 200 bin ton dip çamuru temizledik. Bugüne kadar bin tondan fazla deniz marulu temizledik. Körfezin suyunun temizliğini günlük olarak takip ediyoruz. Körfezi kurtarmanın yolu, öncelikle Gediz'i bir bütün olarak kurtarmaktan geçer. Maalesef tarım arazilerimizde bilinçsizce ve aşırı şekilde kullanılan gübreler ile zirai ilaçlar, sadece toprağımızın sağlığını bozmakla kalmıyor; yağmurlarla ve süzülmeyle hem nehrimize hem de yeraltı sularımıza karışarak yaşam kaynaklarımızı zehirliyor. Gediz Havzası üzerinde etkisi ve sorumluluğu olan tüm kurumlara şeffaf ve veriye dayalı bir çağrıda bulunuyorum. Gelin, bu bilimsel raporu havza bazlı ortak bir rehber altlık olarak kabul edelim. Her kurum amasız, fakatsız iş birliği içerisine girsin ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirsin. Gediz temiz akana, İzmir Körfezi temizlenene ve topraklarımız sağlık saçana kadar bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz”

Gediz'in Körfez üzerindeki etkisinin bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğunu belirten Tugay, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Gediz'in Körfez'i kirletmediği söylemi kesinlikle doğru değil. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar ortada. Gediz temiz akmadıkça Körfez'in tamamen temizlenmesi mümkün değil. Bunu söyleyenler sorumluluktan kaçıyor”

Körfez'de olumlu gelişmelerin yaşandığını da sözlerine ekleyen Tugay, yapılan çalışmaların etkilerinin görülmeye başlandığını ifade ederek şu açıklamalarda bulundu:

“Körfez geçmiş yıllara göre daha iyi durumda. Ancak sadece yüzeydeki sorunları çözmek yetmez. Uzun yılların yarattığı dipteki kirliliği भी yok etmek gerekiyor. Bakanlığın farklı bölgelerde uyguladığı bazı modellerin İzmir'de de uygulanması gerektiği söyleniyor. Ancak bunların yapılabilmesi için izne ihtiyaç var. İzin vermedikleri bir şeyi yapmadığımız için bizi eleştiriyorlar”

GEDİZ CAN ÇEKİŞİYOR

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise Gediz Nehri’nin Manisa ve Ege Bölgesi açısından taşıdığı öneme vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:

“Bu topraklar sıradan bir toprak değil. Gediz sadece bir nehir değil, yaşamın kendisi. Gediz Türkiye’nin en bereketli tarım alanlarından biridir. Kula’dan Alaşehir’e, Salihli’den Menemen Ovası’na kadar bu nehir sadece suyumuz değil; kültürümüz, geçmişimiz ve geleceğimizdir. Gediz bölge ekonomisi ve tarımı açısından hayati öneme sahip. Artık birbirimizin yüzüne bakarak çok acı ve çok çıplak bir gerçeği itiraf etmek zorundayız. Gediz can çekişiyor. Binlerce yıldır bu toprakları besleyen nehri kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Eğer bugün harekete geçmezsek yarın evlatlarımıza bırakacağımız temiz bir damla suyu dahi bulamayabiliriz”

Manisa Büyükşehir Belediyesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa yürüttüğü izleme çalışmaları hakkında bilgi veren Dutlulu, Gediz Havzası’nın düzenli olarak takip edildiğini belirterek şu bilgileri aktardı:

“Karşımızdaki tablo bir tahmin ya da iddia değil, laboratuvar sonuçlarıyla ortaya konmuş acı bir gerçektir”

Kula’dan İzmir Körfezi’ne kadar uzanan hat üzerinde 59 farklı noktadan her ay düzenli olarak su numuneleri alındığını kaydeden Dutlulu, bu örneklerin uluslararası akreditasyona sahip laboratuvarlarda analiz edildiğini ve bilimsel verilerin nehirdeki kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığını gösterdiğini belirtti.

Yapılan analizlerin nehirdeki su kalitesinin birçok noktada alarm verdiğini ortaya koyduğunu söyleyen Dutlulu, şu ifadeleri kaydetti:

“Çıkan sonuçlara göre nehrin many noktasında su kalitesi üçüncü ve dördüncü sınıf seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Yani Gediz artık nefes almakta zorlanıyor, kendi kendini temizleyemez hale geliyor”

Gediz’deki kirliliğin yalnızca belirli bölgeleri ilgilendirmediğini ifade eden Dutlulu, havza bazlı mücadele çağrısı yaparak şunları dile getirdi:

“Manisa’da nehre karışan bir kirletici, Menemen Ovası’ndaki toprağa, İzmir Körfezi’ndeki denize ve sonunda hepimizin sofrasına ulaşıyor. Bu nedenle bu kirlilik artık noktasal bir sorun olmaktan çıkmıştır”

Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduklarını vurgulayan Dutlulu, çiftçi eğitimlerinden kirliliğin azaltılmasına yönelik çalışmalara kadar her alanda iş birliğine açık olduklarını belirterek şu sözleri sarf etti:

“Bilimsel veriler ışığında, şeffaf ve ortak bir yol haritası oluşturalım. Havza üzerindeki tüm belediyeler ve tüm ilgili kuruluşlar bir araya gelsin. Gediz’in, Manisa’nın, İzmir Körfezi’nin ve çocuklarımızın geleceği için bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz”

Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, atık yönetimi konusunda Manisa’ya zarar verecek hiçbir uygulamayı kabul etmeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu konuda Manisa’ya herhangi bir olumsuzluk getireceğini düşünsem böyle bir şeyi kesinlikle kabul etmezdim. Zaten konuşulan konu mevcut bir tesis kapasitesinin uygun şekilde ve geçici olarak değerlendirilmesidir”

İzmir’in yıllardır atık yönetimi konusunda merkezi yönetimden gerekli desteği alamadığına işaret eden Tugay, şu açıklamayı yaptı:

“Birçok yatırım çeşitli gerekçelerle engelleniyor. İzmir’de 11 farklı noktada çöp bertaraf ve yakma tesisi yapmak için başvuruda bulunduk. Her biri farklı gerekçelerle reddedildi. Açıkçası İzmir’de bu sorunun devam etmesi için uğraşan bir anlayışla mücadele ediyoruz”

İki kent arasındaki ilişkilerin siyasi tartışmalara kurban edilmemesi gerektiğini vurgulayan Tugay, İzmir ve Manisa’nın ekonomik ve sosyal olarak iç içe geçmiş iki şehir olduğunu belirterek şu sözleri kaydetti:

“Biz komşu kentlerden öteyiz. Gün oluyor bizim Manisa’ya ihtiyacımız oluyor, gün oluyor Manisa’nın bize ihtiyacı oluyor. Türkiye’de başka hangi iki şehir bu kadar iç içe geçmiş durumda? Kültürel, ticari ve insani açıdan birbirine bu kadar yakın başka iki kent bulmak zor. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ile uyum içinde çalışıyoruz. Karşılıklı güvenimiz ve dostluğumuz var. Bu nedenle kentlerimizi ilgilendiren konuları samimiyetle konuşabiliyoruz. Birbirimizi zor durumda bırakacak hiçbir yaklaşım içerisinde olmayız”

İki belediyenin yalnızca bugünün sorunlarını değil, geleceğin risklerini de birlikte değerlendirdiğini ifade eden Tugay, şu bilgileri verdi:

“Geçen yıl kuraklık döneminde deniz suyu arıtma tesisini birlikte yapmayı, hatta Manisa’nın da yararlanabileceği bir modeli konuştuk. Çünkü bu sorunlar bugün olduğu gibi yarın da devam edecek. İzmir ile Manisa’nın arasını açmaya çalışanlara lütfen kulak asmayın”

Kullanılmış suların yeniden ekonomiye kazandırılmasının önemine değinen Tugay, geri kazanım projelerinin hızlandırıldığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Arıtılmış atık suların özellikle tarımsal sulamada değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Geri kazanılmış suyun kullanımını artırmak ve alternatif kaynaklar oluşturmak önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından biri olacak”

Yeraltı su kaynaklarının kontrolsüz kullanımına dikkat çeken Tugay, Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine atıfta bulunarak şu bilgiyi paylaştı:

“İzmir'de yaklaşık 350 bin kaçak kuyu bulunduğu bizzat DSİ verilerinde yer alıyor. Bu çok ciddi bir problem. Çünkü ne kadar su çekildiğini tam olarak bilmiyoruz. Yeraltı rezervlerinin hangi hızla tükendiğini sağlıklı şekilde takip etmekte zorlanıyoruz.”

Yeraltı su kaynaklarının denetimi konusunda belediyelerin yetkilerinin sınırlı olduğunu belirten Tugay, mevcut mevzuatın gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

“Yeraltı sularının planlanması, denetlenmesi ve kaçak kullanımların önlenmesi büyük ölçüde merkezi yönetimin sorumluluğunda. Ancak bu sorun giderek büyüyor. Yerel yönetimlerin de sürece daha fazla dahil edilmesi gerekiyor”

Su kaynaklarının il sınırlarıyla yönetilemeyeceğini belirten Tugay, Gediz Havzası örneğini göstererek bölgesel iş birliği çağrısı yaptı ve “Su yönetimini havza bazlı yapmak zorundayız. Bu nedenle İzmir ve Manisa'nın su konusunda birlikte çalışması gerekiyor. Ortak geleceğimiz için ortak çözümler üretmek zorundayız” dedi.

Projeler için merkezi bütçeden kaynak talep etmediklerini, asıl ihtiyaçlarının izin mekanizmalarının çalıştırılması olduğunu vurgulayan Tugay, şu ifadeleri kullandı:

“Ben hükümetin kasasından bir kuruş para istemiyorum. Bize izin verilsin yeter. Finansman kaynağını bulmamız için de izin verilsin. Biz kendi kaynaklarımızı yaratabiliriz. Bugün ne yazık ki hiçbir altyapı çalışması ve hiçbir ulaşım projesi için bulduğumuz dış finansman kaynaklarına izin verilmiyor. Yaklaşık iki yıldır görevdeyim. Bu süreçte çok sayıda proje bekletildi”

İzmir'de yaşanan sürecin kamuoyuna eksik anlatıldığını savunan Tugay, “İnsanlara gerçekleri söylemek lazım. İzmir’de yaşananları herkes görüyor. İzin vermediğiniz bir projeyi yapmadı diye belediyeyi suçlamak doğru değil. Bu etik değil, bu insani değil. Taleplerimizi iletmeye devam edeceğiz. Amacımız çevreyi korumak, Körfez'i temizlemek ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir İzmir bırakmak” şeklinde konuştu.

Manisa gibi bir şehirde zamanında tercih edilmesi ve şehrin ona göre düzenlenmesi gereken unsurların bulunduğunu ifade eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise şu açıklamayı kaydetti:

“Manisa bir ovada sanayi kenti mi olacak tarım kenti mi derken ciddi bir şekilde iki sektörde de önde gidiyor. İki sektörde de ciddi başarılarımız var. Biz Muradiye OSB’yi bu konuda hep örnek gösteriyorum bu OSB kötü bir örnek bir değil. Daha önceki sanayi bölgelerine bakarsanız hepsi sulak alanlarda hepsi ovalarda. Ben yaklaşık 6 sene boyunca Akhisar Zeytin İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin yönetim kurulu başkanlığını yaptım. Oranın çektiği su Akhisar’ın çektiği sudan daha fazla. Bu da çökmelere sebebiyet veriyor. Şuanda su kaynaklarının çökmelerinin sebebi sanayi bölgelerinin çektiği sudan kaynaklı. Bu da zamanında planlı yapılaşmamadan kaynaklı. Bizim verimli arazilere OSB, fabrika yapmaktan vazgeçmemiz gerek. OSB yaparken bir çok kurumdan izin alınıyor. Endüstri bölgesi yaparken de bu izne bile gerek yok. Endüstri Bölgesinde de ne yapılabileceği bile muamma . Bizler buna tamamen karşıyız. Burada vatandaşların ses çıkarması, platformların ses çıkarması gerek. Bizler de yanlarında oluruz. Şuan bir imzayla açılan yerler bir anda tarım yeri sanayi bölgesi ilan ediliyor. Bunların hepsi hatadır. Manisa’da dağlık kayalık alan çok var ovaya sanayi tesisi sokmamak gerek bu benim şahsi düşüncem”

Manisa’nın su konusunda hem şanslı hem de şanssız bir şehir olduğunun altını çizen Dutlulu, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Yeraltı suyumuz var ama şanslıyız ki 50-70 senedir Manisa’da hiç bir içme suyu barajı yok. En büyük barajımız Demirköprü ama onu da kullanamıyoruz. En büyük şansımız yer altı kaynakları ama bunu kullanırken hem öz kaynağı tüketiyoruz hem de suyu pahalıya kullanmış oluyoruz. Aktif olarak yeraltı sularını az kullanmak gerek. DSİ ile baraj görüşmelerimiz sürüyor. Akhisar’da Gürdük Barajı var yapımı bitti ancak isale hattı tamamlanmadı. Yapılıp devreye alınsaydı bir şehrin tüm içme suyunu sağlayabilirdik. Kısa vadeli çözümler bunlar. Bizim her ihtimalle deniz suyunu arıtmamız gerek. Foça ya da Aliağa’da bir tesis yapılırsa biz de buna destek sağlarız. Belki de 10 sene sonra mecbur deniz suyunu tüm Türkiye kullanacak. 2-3 sene sonra belki de sondaj yasaklanacak.Uzun vadeli çözümün ilk adımı deniz suyu arıtma. Şimdiden bu çalışmalara iki belediyenin de başlaması gerek”