DİSK Basın-İş’ten Halk TV açıklaması: İşçi cehennemine dönüşen bir yapı haline geldi
Gazeteci Seda Selek’in ardından Sorel Dağıstanlı’nın da Halk TV’den ayrılması üzerine bir açıklama yapan DİSK Basın-İş, kanalda bir süredir çalışma koşullarının gündeme geldiğini belirtti. Sendika, ekran önündeki sunucudan reji tekniğine, mutfaktaki aşçıdan servis şoförüne kadar tüm çalışanların tazminatsız işten çıkarılmak için mobbing ile istifaya zorlandığını veya hiçbir gerekçe gösterilmeksizin kapı önüne konulduğunu ifade etti.
“PATRON CAFER MAHİROĞLU PERVASIZ BİR İŞÇİ DÜŞMANLIĞI SERGİLİYOR”
Açıklamada, Halk TV’nin dışarıdan demokrasi ve adalet vaat eden ancak içeride işçi cehennemine dönüşen bir yapı haline geldiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Kanalın patronu Cafer Mahiroğlu, arkasına aldığı muhalif kamuoyu desteğine güvenerek eşine az rastlanır bir pervasızlık ve işçi düşmanlığı sergilemektedir. Bu patron; itiraz eden her emekçiye ‘Kapı orada, nasıl olsa sizi çalıştıracak başka yer yok, dönüp dolaşıp buraya geleceksiniz’ diyecek kadar cüretkâr, işçinin kıdem tazminatı birikmesin diye kadroları sürekli farklı şirketlere aktaracak kadar hesapçıdır. Türkiye medya tarihinin gördüğü bu en karanlık çalışma düzenine karşı ses çıkarma vakti gelmiştir. Gazetecilerin sırtına basarak yükselen, onlara hak etmedikleri bir itibar sağlayan bu düzene sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.”
KONUKLARA “ZULME ORTAK OLMAYIN” ÇAĞRISI
DİSK Basın-İş, Halk TV ekranlarına çıkan tüm konuklara seslenerek şu çağrıyı yaptı:
“Halk TV ekranlarına çıkarak bu sömürü düzenine meşruiyet kazandırmayın! Emekçinin hakkını gasp eden bir patronun ekranında ‘hak ve hukuk’ konuşmak samimiyetten uzaktır. Pervasız patron Cafer Mahiroğlu’na prim vermeyin, Halk TV ekranına çıkmayın!”
HALK TV EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİ
Sendika, Halk TV emekçilerinin taleplerini şu şekilde sıraladı:
Tüm çalışanlara 212 Sayılı Basın İş Kanunu’na tabi çalışma hakkı derhal verilmelidir. Basın kartı ve yıpranma payı gibi yasal hakların gaspına son verilmelidir.
Açlık sınırı altındaki maaşlar, insanca yaşam standartlarına çekilmeli; ödenmeyen kıdem tazminatları ve fazla mesai ücretleri derhal yatırılmalıdır.
Geri alınan servis hakkı iade edilmeli, sağlıksız yemek dayatması yerine yemek kartı uygulamasına geçilmelidir.
Reji ekibinin 6 saati aşan molasız mesaileri sonlandırılmalı, iptal edilen özel sağlık sigortaları yeniden başlatılmalıdır.
Sendikalaşma hakkı üzerindeki baskılar durdurulmalı, işçilerin temsilcileriyle masaya oturulmalıdır.
Dayanışma gösterdiği için işten atılan veya mobbing ile uzaklaştırılan tüm çalışanların hakları istisnasız teslim edilmelidir.
Açıklamanın sonunda, “Muhalif kamuoyuna sesleniyoruz: Gazetecilerin emeğini ve onurunu hiçe sayan bu işçi düşmanı zihniyeti alkışlamayı bırakın. Bizler ne bu ekrana muhtacız ne de bu vicdansızlığa mahkûmuz! Dayanışma ve örgütlenme ile bu kötülüğü yeneceğiz” denildi.